Yoga ve Acı

Yoga ve Acı

Yoga ve Acı… Yoga egzersizleri  birkaç duruştan ibaret görünse de aslında insana hayatın anlam ve bütünlüğünü kavrayabilmekte fevkalade yardımcı oluyor. Duruşlar esnasında duyduğunuz fiziksel acı eğer aynı pozisyonda yeteri kadar durabilir ve bekleyebilirseniz sizin sadece  fiziksel değil zihinsel olarak da limitlerinizi zorlayabilmenizi sağlıyor. Mesela bir yoga pozisyonunda 5 dakika kalmayı deneyin. Çok geçmeden yorulacak hatta muhtemelen kaslarınızın tek tek yandığını ve sıkıştığını hissedecek çığlık çığlığa bağırarak kaçmak isteyeceksiniz. Sakın kaçmayın! Birkaç saniye dinlenin ve pozisyona tekrar geçin. Her defasında sizi zihninizde bir başka düşüncenin kısıtladığını göreceksiniz. Üzerine gidin ve düşüncelerinizin derinine inin.

Düşüncelerinizdeki, duygularınızdaki,bedeninizdeki,hücrelerinizin tamamında yer alan ‘Yoga ve Acı’yı hissedin..

Acı aslında sadece araç. Onu ne kadar derin yaşar ve ne kadar derin hissedebilirsek bütün ve tek olanı daha iyi anlayabileceğiz. Derinine inilmiş ve tam olarak yaşanmış acı bir tecrübenin ardından gelen mutlulukta bir o kadar büyük ve o kadar coşkulu oluyor.

Simsiyah bir gecede parlayan yıldız, bembeyaz bir örtünün bir başka üzerine konan siyah böcek, çok sıcak bunaltıcı bir havada içilen buz gibi bir bardak su gibi. Evrendeki her şey diğer uçtaki bir başka tecrübeyi yaşayabilmemiz, farkına varabilmemiz, daha fazla hissedebilmemiz için varolmakta. Acı da mutluluğun ne olduğunu bilebilmemiz için bir araç sadece.

İşte yoga duruşlarının amacı bizi yaşadığımız acıları daha fazla, daha derin daha farkında yaşayabilmeye alıştırmak. O kadar çok korkuyoruz ki canımız yanacak, hayatımız alt üst olacak diye, acıyı her fark ettiğimizde kaçmaya başlıyoruz kendimizden.

Farkında olmamak, acıları yaşamamak,görmemek için binbir kaçış yöntemi yarattık, yaratmaya devam ediyoruz. Tek yapmamız gereken içimize dönebilmek, acıyı daha derin, daha uzun yaşamakken.

Canımızın en fazla acıdığı noktada dayanmak ve beklemek. Daha fazla, daha fazla beklemek ve hissetmek. Acı ile bir bütün olmak. İşte insan ancak acı ile bu şekilde bütünleştiğinde, bir bütün olduğunda korkulacak bir şey olmadığını, evrenin ve bütünün güzelliğini kavrayabiliyor. O zaman bütünlüğü sadece hissetmiyor, biliyoruz da.

Yoga duruşlarında bekledikçe, zorlandıkça hayatınızda zorlandığınız koşulları hayal edin. Canınız yandıkça gerçekten canınızın yandığı, içinizin cız ettiği, çok ama çok acıdığı anları derinden hissetmeye çalışın. Ve bedeninizde acıyı her hissedişinizde daha derine inerek bu acıyı daha derin hissetmeye, yaşamaya,adeta bu acı ile bir olmaya çalışın.Ancak bunu yaptığınızda, o zaman göreceksiniz  ki siz o acı değil, çok daha fazlasısınız…Ve acı kalmayacak…

Sonra düşüncelerinize bakın. Acıyı her hissedişinizde zihninize giren belirli kalıplar,belirli düşünce sistemleri bulacaksınız.Limitlerinizi görecek, kavrayacaksınız. Şimdi limitlerinizi zorlamanın zamanı. Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok.

Dünyayı bir düşünün…Beyaz olmadan siyahı, gece olmadan gündüzü,sıcak olmadan soğuğu bilebilirmiydik? Acının en derinini yaşamamış bir kişi mutluluğun en büyüğünü, en coşkusunu nasıl bilebilir ki?

Acıyı yaşarken de hayatımızın diğer her alanında olduğu gibi tek önemli şey var: FARKINDALIK. Yoga pozisyonları ise özellikle fiziksel farkındalığımızı artırmanın en etkili yolu.

Bunu hayatınıza alın…”Boşver”meyin, yaşayın lütfen…

Şerife KARAHANÇER (karunamayi)

 

Yoga ve Kent Yaşamı

Yoga ve Kent Yaşamı

Yogayı modern kent yaşamımızın bir parçası haline nasıl getirebiliriz?

Yaşayın... insan yaşar. Yaşam her gün öğrenmek, iletişim kurmak, nefes almak ve deneyim kazanmak için verilmiş bir armağandır. Yeni fikirlere, çeşitliliğe ve değişime karşı açık kalabilmeye çalışın. Her etkileşim ruhumuzu güçlendirmek için bir fırsattır Enerji verici besinler tüketin böylece içinizdeki ışık güçlensin. Nazik, sevecen ve size destek olan insanlarla ilişki kurun, yaşamınızı dolduran enerjiye şaşıracaksınız. Ve haftada en az iki saat yoga yapın.

Sevin… kalbinizi dinleyin ve incinmeye karşı hazırlıklı olun.Kalp her şeyi kapsar ve affedicidir.Kalbinizi incinmekten korumak için ördüğünüz duvarların aynı zamanda mutluluğu da uzaklaştırdığını unutmayın.Sevgiye karşı dürüst olmak için güven, saygı ve bağlılık her  gün çalışılmalıdır.

Dinleyin…sessizliği dinleyin.Gün içinde durup düşünmeye odaklanabileceğiniz anları yakalayın. Düşünmeye vakit bulmanızı sağlayacak basit bir yöntem nefesinizi denetlemektir. Tanrıyla yada üst bilincinizle yaptığınız sessiz konuşmalar ancak sessizliği dinleyerek olur.

Gülün… mümkün olduğunca sık gülün.. Gülmek pek çok semptoma karşı oldukça etkili bir ilaç. Bunu şimdiye kadar fark etmediyseniz yoga hoşgörülü olmayı öğrenmenize yardım eder. Bu hoşgörü (pozisyonunuzu bozmak, meditasyon sırasında kıpırdanmak, cenin pozisyonundayken dün gece yediğiniz yemekten gelen sarımsak kokusunu almak) bize hayatı çok ciddiye almamamızı hatırlatır. Her günü kocaman bir gülücükle karşılayın ve fırsat doğduğunda kendinize gülebilme riskini alın. Bilimsel anlamda söylemek gerekirse gülmek göğüs kafesini rahatlatır ve diyaframı serbest bırakarak daha kolay nefes almanızı sağlar.

Yoga yapmak için her zaman sınıfta olmanız gerekmez.Günlük yenilenme ihtiyacınızı ciddi anlamda  karşılayacak bir ev egzersizi de bulmanız mümkün. Tabi ki öncelikli olarak bu egzersizleri profesyonel eğitmen gözetiminde kavradıktan sonra…

Aslında  zaman eksikliği öğrencilerimizin de bu yüzden yoga yapamadıklarını belirttikleri bir numaralı neden..Ama lütfen sizler modern kent yaşamının yoğunluğuna kapılıp da kendinizi ve bedeninizi ihmal etmeyin.Çünkü yoga dengeli ve yaşanılan her an ile uyum içinde olabilme çabasıdır..Yogayı yaşamınıza aldığınızda hayatınızı kolaylaştırdığını sizde fark edeceksiniz…Zaman kaybetmeden rutin işlerinizi,enerji seviyenizi, duygusal ve fiziksel durumunuzu değişen ihtiyaçlarınıza göre uyarlayın…

 

Şerife KARAHANÇER (karunamayi)

Diğer bloklar;
Yoga ve Acı

Çağın Hastalığı Depresyon ve Tedavisi Yoga-2

Çağın Hastalığı Depresyon ve Tedavisi Yoga-2

Depresyonu yenme egzersizleri;

Egzersiz 1. Bağdal kurarak arkaya yatma pozu (Supta Svastikasana), beş dakika

Matın üzerine bolster yerleştirin,bolsterin üzerine katlanmış battaniye yerleştirin ve pozunu almak için alnınız çeneninizden yukarı olacak şekilde battaniye ve bolsterin üzerine kafanızı yerleşecek şekilde sırt üstü matın üzerine uzanın, bacaklarınız çapraz gelecek şekilde bir bacağınızı diğer bacağınızın üzerine atın.Karın gevşekliğini desteklemek için bacaklarınızın etrafında bağ kullanabilirsiniz.Egzersizin yarısında bacaklarınızın atma pozisyonunu diğeriyle değiştirin. Burada bedende,pelvis bölgesinde,karında ve göğüste açıklık oluşur.Çünkü göğüs desteklenir ve açılır, aklı sakinleşir ve enerji verir.

Egzersiz 2. Aşağı bakan köpek duruşu (Adho Mukha Svanasana)

Aşağı bakan köpek duruşu

Aşağı bakan köpek duruşu

Aşağı bakan köpek duruşu, uykudan uyanan bir köpeğin gerilmesini andırır. Amacımız vücut ağırlığını eller ve ayaklar arasında eşit bir şekilde dağıtırken, omurgayı açarak sırtı düz tutmak ve bacak arkası kaslarını germektir. Ardı ardına yapılan bu pozun amacı arkaya eğilme duruşlarından sonra omurga kaslarını rahatlatmak içindir. Bu duruşta depresyona neden olan yorgunluğu etkisiz hale getirir. Egzersiz sırasında yada başka zaman kendinizi derin düşünce içinde bulursanız nefesi yavaş ve derin verin; bu olumsuz düşüncelerinizi olumluya çevirmenizi sağlar yani bu poz duygular için dengeleyicidir.

 

Egzersiz 3. Yarım ay pozisyonu (Ardha Chandrasana)

Yarım ay pozisyonu

Yarım ay pozisyonu

Utthita Parşvakonasana pozisyonunu alın. Nefes alırkeni, sol kolunuzu döndürüp sol bacağınızın üstüne koyun. Nefes verirken, sağ elinizi sağ ayağınızdan 50 cm yana açarak yere koyun. Aynı zamanda sol bacağınızı yerden kaldırın. Sağ kolunuzu ve sağ bacağınızı dümdüz tutun. Konsantre olun, zihninizi karnınızın üzerine yoğunlaştırın ve normal olarak rahat nefes alıp verin. Dengenizi koruyun ve bacaklarınızı dümdüz tutun. Bu çalışmada bir dakika kalın. pozun özellikle gerginliğe çok yardımcı olduğunu düşünüyor çünkü bu yolla vücudunuzun dış çeperine odaklanıyorsunuz, el ve ayak parmaklarınızı gerip uzatarak , dışarı merkezden uzatarak özgürlük ve serbest kalma duygusunu yaşarsınız. Duruşu odanın ortasında yapmak yerine duvarda yapmanın avantajı dengeyi sağlamak için en az kas gücünüzü kullanmanızdır. Bu sayede denge için endişeleneceğinize pelvise ,karın boşluğunuza ve göğsünüze odaklanabilirsiniz.

 

Egzersiz 4. Açık bacakla öne eğik duruş (Prasarita Padottanasana),

Açık bacakla öne eğik duruş

Açık bacakla öne eğik duruş

Ayaklarınız  paralel olarak ayakta durun ve ayaklarınızın arasını bir metre yada bir bacak boyu açın. Kalçanızdan öne doğru eğilin, gövdenizi  uzatın, ellerinizi omuzlarınızın altına getirin, el parmaklarınız öne bakacak, Nefes alın ve dirseklerinizi bükerken nefesinizi verin ve kafanızın tepesi yere değecek şekilde eğilin. Eğer kafanız yere ulaşamazsa başınızın altına bir kütük koyabilirsiniz. Ellerinizi ayaklarınızla aynı hizaya getirin, el parmaklarınız öne doğru bakacak şekilde.

 

 

Egzersiz 5. Başüstü duruş (Sirsasana)

Başüstü duruş

Başüstü duruş

Başınızı ve ön kollarınızı desteklemesi için katlanmış bir mat yada battaniyeyi bir duvarın önüne yerleştirin. Diz çökün ve duvara yakın bir mesafede ellerinizi iç içe geçirerek yerleşin. Başınızın tepesine zemine getirin, avucunuzun içine başınızın arkasını yerleştirin. Ayak parmaklarınızı aşağıya getirerek bacaklarınızı gerin. Dizlerinizi eğerek kalçalarınızın üzerine getirin ve daha sonra bacaklarınızı pozun içine uzatın. Pozdan çıkmak için adımlarınızı geriye doğru atın. Bu duruş,duyguları stabilize eder ve güven duygusu oluşturur.

Yoga perspektifinden baktığımızda baş ve omuz üstünde bacaklar yukarıda durulan bu pozun duygu kontrolünde çok yardımcı olduğu  ve özellikle bu duruş aylarca yada yıllarca devamlı olarak yapıldığında zihni sakinleştirdiği ve morali yükselttiği düşünülmektedir.

 

 

Egzersiz 6. Deve pozu (Ustrasana) bir dakika

Deve pozu

Deve pozu

Vacrasana pozisyononu alın, dizlerinizin üzerine kalkın.dizlerinizi bacaklarınızı ve ayaklarınızı 30 cm yana açın.Nefes alırken elleriniz ve başparmaklarınız arkaya , diğer parmaklarınız öne gelecek şekilde  kalçanıza koyun.Göğsünüzü dışarı fırlatıp belkemiğinizi hafifçe geri çekilmiş olarak uzatın.Nefes verirken, kollarınızı arkaya sarkıtıp avuçlarınızı ayak tabanlarınıza koyun.Dirseklerinizin iç yüzleri dışarı dönük olmalıdır.Ellerinizle ayaklara basarak , başınızı arkaya sarkıtın ve omurganızı geriye doğru bükerek kalçalarınızı ileri doğru itin.Bu pozisyonda göğsü kaldırmak ve uzatmak bizi neşeli bir duruma getirir.

 

 

Egzersiz 7.  Köprü pozu (Urdhva Dhanurasana)

köprü pozu

köprü pozu

 Nefes alırken , bacaklarınızı bükün ve ayaklarınızı kalçalara doğru çekin.Dirseklerinizi bükün ve el parmaklarınız ayakları gösterecek şekilde ,avuçlarınızı omuzların yanında yere koyun.Nefes verirken,ellerinizi ve ayaklarınızı yere bastırarak ,kollarınızı ve bacaklarınızı gerip,kalçalarınızı ve sırtınızı yavaşça yerden kaldırın ,sırtınıza kavis verin ve kalçalarınızı mümkün olduğu kadar , yukarıya doğru hareket ettirin.Konsantre olun,
zihninizi karın üzerine yoğunlaştırın ve normal rahat nefes alıp verin.Gözlerinizi kapatın.

Bu duruş sinir, sindirim,solunum sistemlerini olumlu bir şekilde etkilemekte ve geliştirmektedir. Belkemiği esnek ve sağlıklı kılınmakta , bu da sinir sistemini sağlamlaştırmaktadır.Bu duruş tüm organizmaya  büyük canlılık, enerji ve hafiflik hissi vermektedir.Duruşun genel anlamda sakinleştirici etkisi vardır.

 

Şerife Karahançer (karunamayi)

Çağın Hastalığı Depresyon ve Tedavisi Yoga-1

Çağın Hastalığı Depresyon ve Tedavisi Yoga-1

Çağın Hastalığı Depresyon ve Tedavisi Yoga-1

Birkaç yoga uygulaması sadece depresyon gidermekle kalmayabilir, aynı zamanda öğrencilerinizi derin bir mutluluk ve huzur kaynağıyla temasa sokabilir. Dr.Timothy McCall

Çağın Hastalığı Depresyon en sık rastlanan ruhsal bozukluk. Herkesin depresyonu aynı özellikleri göstermiyor. Kiminde karamsarlık ve umutsuzluk, kimindeyse genel bir ilgisizlik ve yaşamdan zevk alamama ön plana geçiyor. Bazıları uykusuzluk ve iştahsızlıktan yakınırken, bazen tam tersine aşırı bir uyku ve tıkınırcasına yemek yeme davranışı görülüyor.

Ancak, şu ya da bu biçimde, depresyon toplumda en sık rastlanan ruhsal bozukluk. Her on erkekten birisi ve her beş kadından birisi yaşamı boyunca bir kez depresyon geçiriyor. Bu yüksek oranlar nedeniyle, depresyon psikiyatrinin soğuk algınlığı olarak biliniyor.

Depresyon her yaşta görülebiliiyor. Kadınlarda en sık otuzbeş kırkbeş yaşları arasında, erkeklerde ise kırkbeş altmışbeş yaşları arasında ortaya çıkıyor. Depresyon riskinin en düşük olduğu grup evli erkekler. İkinci sırada evli kadınlar geliyor. Bir başka deyişle, evlilik depresyona karşı koruyucu bir rol oynuyor. En riskli grup ise ayrılmış ya da boşanmış kadınlar. İstatistiklerdeki en çarpıcı sonuçsa, kuşkusuz, depresyon oranlarının yıllar içinde gösterdiği büyük artış. Son yirmibeş yılda toplumda depresyon görülme sıklığının on ile yirmi kat arasında arttığı bildiriliyor. Depresyon özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşıyor. Bu nedenle, bazı araştırmacılar, dünyanın melankoli çağına girmekte olduğunu ileri sürüyorlar.

Anksiyete Nedir?

Anksiyete akıl hızını ortaya çıkarır, depresyon ise bunun tam tersidir. Anksiyetede bu hız çok açıktır; huzursuzluk, çarpıntı, endişe ve korkular şeklinde kendini gösterebilir. Depresyonda bu aklın hızı hali sanki paketlenmiş gibidir. Açık değildir, görünmez. Duygusal anlamda  depresyon da aynı bunun gibidir. Kendisini , iştahsızlık, ilgisizlik, uykusuzluk, intihar düşünceleri… vb olarak gösterir.

Ağır anksiyete ve depresyon hastalarında ise, doğru dozda ilaç tedavisi süresince yoga terapi uygulamaları yapılarak bu süreçte dengeli bir çalışma benimsenmiştir. Yoga terapi tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak benimsendiğinde, ilaç tedavisine diğer alanlarda da ciddi destek vermektedir.

Depresyon ilaçlarının çeşidi ve sayısı artarken depresyon oranı da artıyor.Bu ilaçlar tek başına yeterli olsaydı bu oranın düşmesi gerekirdi.Bu  da gösteriyor  ki   ilaçlar tek başına yeterli değil .

Doktorlar, ilaçlar ve bazen psikoterapi yardımıyla, hastalarının ruh halini iyileştirmeye çalışırlar ama yoganın çok daha yüce hedefleri vardır. Bir yoga terapisti olarak, sadece öğrencilerinizi depresyondan kurtarmak değil, aynı zamanda zihinlerine huzur vermek, onları yaşamın derin amacıyla birleştirmek  istersiniz.

Depresyon İçin Asana

Yoga bakışı açısından, tamas (karanlık,ölü,durağanlık)tarzı depresyonu olan insanların yaşam enerjileri veya pranaları (evrende var olan tüm enerjinin toplamı olan kozmik evrensel enerjidir)düşüktür. Vücuda nefes getiren, özellikle derin nefes almalar içeren uygulamalara odaklanmak istersiniz. Anksiyetede öne katlanmalar,depresyonda geriye eğilmeler öneriliyor.Ağır  depresif vakalarda gözleri kapatmak ve derin gevşeme yaptırılması önerilmiyor.Bazılarına göre de iletişimle öğrencinin beden farkındalığını geliştirip kendisine iyi gelen duruşları keşfetmesini sağladığı söyleniyor.Eğer dayanabilirlerse, tekrarlanan Güneş Selamlamaları (Surya Namaskar) gibi hareketli uygulamalar, kol dengeleri ve diğer zorlayıcı duruşlar tedavi edici olabilir. Vücut ve zihin uygulamaya o kadar odaklanır ki kişinin olumsuz düşüncelere dalmaya fırsatı olmaz. Depresyonu olan öğrencilere hareketli uygulamalar yaptırırken, hareketleri ne kadar doğru yaptıklarını pek önemsemeyin. Yaralanmalarına neden olacak bir şey yapmadıkları sürece, sadece uygulamayı yapmaları ve nefes hareketine odaklanmaları daha iyidir. Özellikle sırt bükmeler bu durumda çok etkili olabilir. Bunlar, Savasana (gövdenin altına uzunlamasına bir minder yerleştirerek yapılır) ve desteklenmiş Köprü Duruşu’ndan (Setu Bandha Sarvangasana) Ustrasana (Deve Duruşu) ve tam sırt bükmeye (Urdhva Dhanurasana) kadar değişebilir. Öğrencilerin durumlarını belli bir ölçüde düzeltmelerini sağladığınızda, daha derinden rahatlayabilirler. Ama önce gevşemeyi denerseniz, amaçtan uzaklaşarak karanlık düşüncelere daldıklarını görebilirsiniz. Asanalar Nedir?

 

Rajas (hareket,tutku) tarzı depresyonu olan öğrenciler de, Güneş Selamlamalarına ve sırt bükmelere olumlu cevap verebilirler ama bazıları zorlu sırt bükmeleri sinir bozucu bulabilir. Hareketli uygulamaların öğrencilerin gergin enerjilerin bir kısmını atmalarına yardımı olabilir ve dikkatlerini toplamalarını sağlayabilir.

Aslını isterseniz, bazı öğrencilerin Savasana ve iyileştirici pozlarda (pranayama ve meditasyon olsa bile) gözlerini kapamaları gerekeceği için, olumsuz düşüncelere dalma veya anksiyeteye sürüklenme eğilimleri olabilir ve bu olumsuz sonuç doğurabilir. Bu uygulamalar, gözleri açık olarak yapılabilir veya gerekirse, tamamen atlanabilir.

Yoga felsefesi de yararlı olabilir.

Yoga felsefesi de yararlı olabilir. Yoga, bir şeyi ne kadar düşünür veya yaparsanız, tekrar düşünme ve yapma olasılığınız o ölçüde arttığını öğretir. Herhangi bir alışkanlık tekrarlamalarla derinleşir. Dolayısıyla, olumsuz ve yıkıcı bir içsel diyalog, sadece depresyonun bir semptomu olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlenip derinleşmesini de sağlar. Walden’ın bilinçli olarak şükran duygusunu güçlendirmek için önerdiği bir uygulama, “Her gün sahip olduğunuz güzel şeyleri saymak”tır.

Yogayla depresyona girmemize neden olan duygusal tepkilerimizi denetleyebilir, duygularımıza sakin bir zihinle objektif olarak bakabilir, düzensiz çalışan hormonlarımızı dengeleyebilir, tüm bedensel katmanlarımızda gerekli olan onarım, arınma ve şifayı bulabiliriz.

 

Hayatımızdan negatifleri uzaklaştırmak ve pozitifleri dahil etmek için yogayı hayatınıza dahil edin…sağlıkla kalın…

Şerife KARAHANÇER (karunamayi)

 

 

Çağın Hastalığı Depresyon ve Tedavisi Yoga-2

 

 

Yoga ve Astım

Yoga ve Astım

Astım ani soluk alamama krizidir ve kronik bir hastalıktır. Astım bronşların mukoza ödemiyle daralmasından oluşan bir tür nefes darlığıdır. Astım soluk kesilmesi (nefes darlığı), hırıldayarak soluma, öksürme, tıkanıklık, göğüste daralma hissi gibi belirtiler gösterir.  Astım krizleri bazen psikolojik, bazen de kalıtımsal veya alerjik olabilir. Psikolojik nedenler incelendiğinde kıskançlık, öfke, hınç, kin ve buna benzer duyguların astımı tetikleyen faktörler olduğu görülmüştür. Astımlı kişi yoga uygulamaları yaptığında bu negatif duygusal birikimi tersine çevirir, buda kasların gevşemesine, mukoza tıkanıklığını giderilmesine ve stresin  yatıştırılmasına yardımcı olur. Astım kronik bir hastalık olduğu için, tamamen iyileşip belirtilerin ortadan kaldırılmasına şimdilik olanak yoktur. Astımlı hastalar karamsarlığa kapılmadan doğru yaklaşımla, etkili ilaç ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalığı kontrol altına alabilirler.

Hindistan’da Bangalore  Vivekananda Yoga Üniversitesi uluslararası tıp camiasında kabul edilmiş bir tıp fakültesidir. Bu üniversite hastanesinde normal batı tıbbındaki   uygulanan tedavilerin yanında, yoga terapi programları uygulanmaktadır. Vivekananda Kendra Yoga Terapi ve Araştırma Merkezinde’ ki doktorlar tarafından 53 astımlı hasta üzerinde uzun süreli bir araştırma yapmışlardır. Bu araştırma sonucunda, yoga yapan hastalardaki iyileşme diğer hastalara göre daha hızlı olduğu görülmüştür.  Buna benzer bir araştırma Erciyes Üniversitesinde 7-14 yaş arası astımlı çocuklarda yapılmaktadır. Doç  Dr. Fulya Tahan’ın ve Kayseride Karuna Yoga Merkezi yoga eğitmenlerinden Şerife Karahançer  yönetiminde 30 astımlı çocuk ile yapılan bu araştırma 3 ay sürecek ve sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır. Bu araştırmalarda hastalara uygulanan yoga egzersizleri üç aşamalıdır.

  1. Bedensel Duruşlar (asanalar)
  2. Nefes Teknikleri (pranayama)
  3. Meditasyon (dhyana)

 

Astıma faydalı olan yoga asanaları;

1- Tadasana :

Bu duruş göğüs ve kol kaslarını güçlendirir ve solunumun daha iyi hale gelmesine yardımcı olur. İç organların kas desteği  daha iyi hale  gelir, sırt ve karın kasları sağlamlaşır, karın bölgesindeki birikmiş yağların önüne geçer.

Tadasana

Tadasana

 

2- Gomukhasana:

Omuz, kol ve bacak eklemlerinin tutulmasını önlemek ve esnek tutmak için çok faydalı bir egzersizdir.

Gomukhasana

Gomukhasana

3- Matsyasana :

Balık duruşu astım ve diğer solunum solunum rahatsızlıkları çekenler için mükemmel bir egzersizdir.  Bedenin orta kısmını gerdiği için karın ve pelvis bölgesindeki organların sağlıklı olmasını sağlar. İç organlara masaj yapar ve kabızlığa karşı etkilidir.

Matsyasana

Matsyasana

Uyarı: Bel fıtığı, boyun ağrısı, baş dönmesi ve denge problemleri olanların bu egzersizden kaçınması gerekir.

 

4- Savasana:

Sinirlerin ve kasların gevşemesini sağlar, biriken gerginliği azaltır. Bu duruş kan basıncı normal sınırları içinde tutar, stresle baş edilmesine yardımcı olur.

Savasana

Savasana

 

 

5- Nakrasana:

Sinirlerin ve kasların gevşemesini sağlar, biriken gerginliği azaltır. Bu duruş kan basıncı normal sınırları içinde tutar, stresle baş edilmesine yardımcı olur.

Nakrasana

Nakrasana

6- Ustrasana:

Bu duruş sırtı dikleştir ve omurgayı esnek tutar.  İç salgı bezleri üstünde çok faydalı bir etkisi vardır. Kalça ve uyluk kaslarının güçlenmesine, bel bölgesindeki yağ toplanmasının engellenmesine yardımcı olur.

Ustrasana

Ustrasana

Uyarı: Boyun fıtığı ve disk kayması olanların bu egzersizden kaçınması gerekir.

 

7- Bhujangasana:

Omurgalardaki dolaşımı artırarak, omurga sinirlerindeki basıncı azaltır. Omurga esnekliğini sağlayarak, omuz, dirsek ve bileklerdeki eklemleri çalıştırır. Bu duruş sırasında ritmik bir şekilde yapılan nefes alışverişi iç organlara hafif ve etkili bir masaj yapar.

Bhujangasana

Bhujangasana

Uyarı: Fıtığı olan ve hamilelerin bu egzersizden kaçınması gerekir.

8- Dhanurasana:

Omurgayı esnek tutarak, sırt ve karın kaslarını güçlendirir. Böbrek bölgesindeki organların ve bezlerin daha iyi işlev görmesini sağlar.Derin solumayı kolaylaştırır.

Dhanurasana

Dhanurasana

Uyarı: Fıtığı, kalp sorunu ve hamile olanların bu egzersizden kaçınması gerekir.

 

9- Trıkonesana:

Gövdenin yanlarındaki kasları germek ve kuvvetlendirir. Bel bölgesindeki yağların oluşmasını engeller. Karın ve pelvis bölgesindeki dolaşımın daha iyi olmasını sağlar.

Trıkonesana

Trıkonesana

 

10- Yarım omuz duruşu:

Kan dolaşımı daha iyi hale gelir, iç organlar canlanır, lenf, iç salgı bezleri ve sinir sisteminin işlevi artar.  Ters duruşlar bedenin üst kısmında, yüz ve kafatasında dolaşımı artırır.

Yarım omuz duruşu

Yarım omuz duruşu

Uyarı: Kulak, göz, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve diğer dolaşım sorunları olanların bu egzersizden kaçınması gerekir.

 

11- Tam omuz duruşu:

Tiroid bezinin bezinin işlevinin artması, metabolizmanını daha iyi çalışmasına yardımcı olur.Bundan da  tüm hücre ve dokular faydalanır.  Diğer ters duruşların sağladığı faydalar bu duruş içinde geçerlidir.

Tam omuz duruşu

Tam omuz duruşu

Uyarı: Kulak, göz, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve diğer dolaşım sorunları olanların bu egzersizden kaçınması gerekir.

 

 

12- Güneşe selam serisi:

12 hareketten oluşan bu seri , bedenin esnek olmasına, yağların birikmesini önlemeye, gerginliğin hafifleyip stresin azalmasına yardımcı olur.

güneşe selam serisi

 

Yoganın astıma uygulanışı

Yogi bakış açısına göre sadece astım hastaları değil birçok diğer insanda verimsiz ve işlevsiz bir biçimde nefes alıp verirler. kişilerin nefes alış veriş biçimini geliştirmek dokuları oksijen tedarikini arttırarak, stres seviyelerini azaltıp, kasların gevşemesini tetikler. bu durum herkez için iyi olmakla beraber astımlı biri için hayat kurtarıcı olabilir. astımlı hastalarda 6 tane yanlış nefes alma alışkanlığı olduğu tespit edilmiştir.

Astım hastalarında çoğunlukla görülen yanlış nefes alma alışkanlıklar

  1. göğüs nefesi
  2. Nefes vermeden daha güçlü şekilde nefes almak
  3. Nefesini tutmak
  4. Ağızdan nefes almak
  5. Tersine nefes almak
  6. Aşırı nefes almak

Gögüs nefesi havanın çoğunu üst ve orta göğüse çekip akciğerlerin alt kısmına nefes çekmemektir. Stres bu ters nefesi almanın nedenlerinden biridir ve yoga otoriteleri bu ters nefesi almanın stersi arttırdığını düşünürler. Uyarıldığınızdaki nefes alışverişinizi düşünün, köpürcük kemiklerinizin hemen altında hissettiğiniz hızlı ve sığ nefesler. Astımlı insanların bazıları devamlı böyle nefes alıp verirler eğer bunu birkaç nefes üst üste yapmayı denerseniz kişi için ne kadar rahatsız edici olduğunu sizde fark edersiniz. göğüs nefesinin bir başka sonucuda akciğerlerin zengin kan damarları ile donatılmış olan alt kısımlarının bu damarlardan geçen kanı oksijene doyuramamasıdır.

Modern toplumda çok yaygın olan kambur duruş alt kaburgaları üst karına bastırarak gögüs nefesinin oluşmasına katkıda bulunur. bu durum akciğerlerin altında bulunan büyük kubbe şekilli kas tabakası olan diyaframın nefes alış verişi asıl kası olması gerekirken haraketin kısıtlanması sebebiyle göğüs kasları onun yerini alırlar. Kronik hale gelmiş olan göğüs nefesi hareketsiz kalan her kasta olduğu gibi diyafram kasının zayıflamasına sebep olarak problemin artmasına neden olur. Kronik yanlış duruş alışkanlıkları göğüsteki kaburga kaslarının kasılmasına sebep olur ve bunun yanında lif ve bağ dokularının sertleşmesi ile göğüs kafesinin tam olarak genişlemesi ve daralması yeteneğini sınırlar.

Asımlı insanların çoğu nefes aldığında daha zor nefes verir. Astımın ana belirtilerinden biri olan hırıltı genelde nefes verirken ortaya çıkar. Zor nefes verme yapar, bronş spazmı ve salgı sebebiyle bronşiyal tüplerin daraldığını ve hava yollarında mukus birikimi olduğunu gösterir. Ciğerler nefes alışı sırasında genişlerken hava yolları gerilerek açılır ancak nefes verilirken ciğerlerin sıkışması sonucu tıkanır. Durağan hava ciğerlerde kalır ve yeni nefes alışı sırasında taze havaya daha az yer bırakır. Bu durum vücudun oksijen tedarikinden kaybı anlamına gelir. Buna cevap olarak nefes alış verişi sıklaşır ve daha önce anlatıldığı gibi hızlı kesik nefes alış verişler hem verimsiz hem de streslidir.

Yoga nefes alışını düzenlermi?

Yoga bakış açısına göre karın kaslarının zayıflığı ve nefes verişe katılmamaları nefes vermenin zorlaşmasında ilave bir etkendir.

Ağızdan nefes alanlar nefes alışverişi hemen hemen tamamen ağızdan yaparlar. Ağız hava akımına burna göre daha az direniş gösterdiğinde daha hızlı nefes alıp verirler ve buna karşılık burna giren havayı ısıtma, nemlendirme ve süzme fonksiyonunda fedakarlık etmiş olurlar soğuk hava ciğerlerde çok yaratarak bronş kasılmalarını tetikler ve mevcut yargıyı arttırır. Ağızda nefes alma ağız ve boğazı kurutarak solunum yollarında başka yargıya sebep olurlar.

Tersine nefes alma (paradoksal nefes alma) durumunda diyafram nefes alırken yükselir ve nefes verirken düşer bu normal durumun tersidir. Bu durum solunum verimini düşürür ve tüm dezavanajlarıyla beraber göğüs nefesine katkıda bulunur.

Aşırı nefes alma hiperventilasyon eğilimidir. Astım hastaları genelde anormal yüksek solunum hızlarına sahiptir. Normal nefes alma hızını dakikada 12 olarak kabul edersek astım hastaları bunun 2 katı veya daha fazlası hızda solunum yapabilirler. vücutlarına çok miktarda oksijen alabilirler ancak vücuttan daha fazla karbondioksit atarlar. Kandaki düşük karbondioksit seviyesi yüzünden kanın asiditesi azalır ve bunun sonucu olarak hemoglobin oksijen moleküllerine daha sıkı yapışır. Bu durum vücut hücrelerinin kandan oksijen almasını zorlaştırır. Bu nefes darlığına sebep olarak astım hastalarının daha hızlı solunum yapmasına sebep olarak fasit daire oluşturur. Hızlı solunum, solunum yollarına soğuyup kurulmasına sebep olarak bronş spazmına neden olur.

Bazı yoga uygulamaları yukarıda özetlediği 6 yanlış solunum alışkanlığının düzeltilmesini hedefler. Bazı nefes egzersizleri örneğin diyaframı güçlendirerek tam kasılmasını sağlar ve bu sayede akciğerlerin hava dolmasına katkıda bulunur. karın nefesi adı verilen bu durumun göğüs nefesinin tersidir. Asana gibi bazı yoga uygulamaları sistematik olarak duruşu ve karın kaslarını kullanarak nefes vermeyi ve bu sayede ciğerlerden daha fazla hava boşaltmayı öğreniriz. Bu ve gelişmiş duruş sonraki nefes alımında ciğerlere daha fazla hava girişine sebep olur. Çalışmalar göstermiştir ki yoga hem ciğer kapasitesini hem nefes veriş verimini ve hacmini arttırmaktadır yoga.

Yoga ile farkındalığını arttır

Yoga sayesinde nefes alış veriş farkındalığını arttırmak ile bilinçsiz nefes tutuşunu azaltmayı öğrenirsiniz. Yoga uygulamasının başında bu yeni alışkanlık gelir ama yeterince uzun çalışırsanız bu ve diğer faydalı solunum şekilleri üzerinde düşünmediğiniz halde normal nefes alış verişiniz haline gelir. benzer şekilde ağız nefesi ve tersine nefes gibi kötü yanlış alışkanlıklar solunum farkında lığının geliştirilmesi ile azalır ve ortadan kalkar. Yoga çalışmalarınız daha düzenli ve adanmış hale geldikçe sahip olduğunuz yanlış solunum alışkanlıklarını üzerinde çalıştığınız sağlıklı olanlarla daha verimli şekilde değiştirebilirsiniz.

Yoga yavaş, derin ve düzenli nefes almayı geliştirerek aşırı nefes almanın giderilmesin yardımcı olur. Yogayı yetirince uzun süre yaptığınızda, hızlı nefes alıp vermek yerine, ciğerlerinize yavaş ve nazik şekilde mümkün olduğu kadar az güç harcayarak daha fazla hava çekebildiğinizin farkına varırsınız. Yavaş solunum sinir sisteminizi yatıştırarak  ruhsal geriliminizi azaltır. Astım hastası olan bazı yogiler belirttiğine göre bir astım krizi sırasında nefes alıp vermenin yegane yolu yavaş ve nazik nefes alıp vermektir. Telaşlanmak belirtileri sadece arttırmaya yarar ve bu durum bir fasit daireye sebep olarak durumunu kötüleştirir.

Yoga astım hastalarının solunum durumlarının hassasiyetlerini arttırarak da yardımcı olur.

Şerife KARAHANÇER (karunamayi)

Diğer bloklar;
Yoga ve Acı
Yoga ve Kent Yaşamı

 

Shavasana (Ceset pozu)

Shavasana (Ceset pozu)

Shavasana (Ceset pozu), Shavasana ceset demektir. Bu pozda beden sırt üstü ve tamamen rahatlamış şekilde yerde uzanırken zihin uyanıktır. Gözler kapalı, kollar iki yanda ve avuçlar açıktır. Beden bir ceset kadar hareketsiz bırakılır.

“İyi bir shavasananın en iyi işareti, derin huzur ve saf mutluluk hissidir. Shavasana egonun uyanık(tetikte) bir teslim oluş halidir.Kendini unutarak kişi kendini keşfeder.”
B.K.S. Iyengar

Shavasana (Ceset pozu)
Doğu Hindistan Tanrısı Vishnu, ilk(en eski) sularda yüzen yılan Ananta’nın üzerinde uyuyor. Vishnu’nun uyanışı yaratımı ortaya çıkarır.

Bu noktayla birlikte, aday asanaların pratiğinde bağımlılığın, dayanışmanın ve etkileşimin ne kadar önemli bir rol oynadığını fark etmiş olur. Bağımlılık ve bağlılık özgürlüğün iki büyük engelidir. Ve aslında hiçbir zaman tam bir bağımsızlık yoktur; kendimle diğer insanlar arasında ve iç ve dış dünya arasında dayanışma vardır. Farkındalık sürecinde bu etkileşimler çok açık bir şekilde ortaya çıkar.Kendi kendine yapılan analiz kişiyi kendine çektirdiği acıdan kurtarır.

Özellikle hayvanların gösterimiyle ve hareketleriyle adlandırılan asanalar insanoğlunun hiçbir zaman diliminde yaratımdan ayrı olmadığını gösteriyor. Ne aşağı bir hayvan krallığı var ne de yukarı bir insan krallığı ama her birimizin aynı anda hem geçmişi hem şimdisi hem de geleceği var. Hayvanların sembolik anlamları dünyanın bir çok yerinde mitolojik inanışlarda genişçe yansıtılmıştır. Bütün sembolik imgeler hayatlarımızın üzerindeki güce gebedir ve onlarla karşılaşarak büyük bilinmeyenle yüzleşiriz,ve bizim bilmediğimiz bütün bu bakış açılarının etkileşimi buradadır.

Shavasana ceset pozu, daha önce karşılaştığımız soruların aynılarını ortaya çıkarır, bu yolla zihnin karanlık sularında dolaşan en tehditkar düşünceleri keşfederiz. Yüzeye çıkmaları en çok korktuğumuz şeydir ama yüzeye çıktıkları zaman aslında ölüm düşüncesinin karşılandığı zamandır. Diğer asanaların pratikleriyle ortaya çıkmış olan muhteşem sezgiler ölüm düşüncesiyle cesur bir şekilde yüzleşmemize yardım eder. Ölüm gerçeği, tanıdığımız bir öldüğünde ve ölüme yaklaşıldığında deneyimlenmiştir. O zaman sağlıklı beden ve zihne olan bağımlılık öncekinden daha büyük bir önem taşımaya başlar.

Bu asananın beden ve zihin üzerindeki etkisi

“Gevşemeden teslimiyete, ölüme ve hatta ölümden sonraya” inanılmazdır. Eğer yaşayan bir ölü olmak istemiyorsanız , o zaman yaşam amacı belirlenmiş olmalıdır.Eğer yaşamınızda bir parazit değil de aktif bir katılımcı olmak istiyorsanız, o zaman yaşam ve ölüm arasındaki dinamik dayanışma bilinmiş olmalıdır ve bu ikisi yönetilen ve konsantre bir etkileşimle buluşmak zorundadır.

Bir kişi ne kadar uzun yaşar? Kim bilir? Peki ya henüz yaşanmamış olan yaşam? Orada hayata dair nasıl bir takdir var ve hayat ne sunar? Ölüm büyük ve zalim bir can alan mıdır? Yoksa acılardan kurtaran mı? Ölüm her şeyin sonu mu? Birden fazla hayat var mı? Ölüm gecenin günlerin arasında dinlenmesi gibi iki yaşam arasındaki bir dinlenme mi?

Meditasyonun sessizliğinde, bütün dürtüleri kapatmak için gözlerimizi kapatarak, yola devam etmek için bize yenilenmiş güç ve ilham veren içimizdeki güçlere açarız kendimizi. Ama ölümde deneyimlenen hareketsizliğin (istirahatin) ve karanlığın sihri yeni hayat amacının bulunmasında yeniden doğmak isteyen ruhun kendini adamasında ve henüz gerçekleştirilmemiş görevin tamamlanmasında gereklidir. Bu görev ne olabilir?-kendi evrimimizin seyriyle işbirliğindeki seçim, bütün insanların amacı olan zeka ve bilinçlilik evrimi.

Zeka belki de zihnin kendi usta tercüman bakışındaki en etkileyici özelliktir. Gerçekleşen bütün hayat deneyimlerinden hangileri zihin tarafından kabul edilmiştir. Hangileri reddedildi ya da yanlış yorumlandı? Bütün deneyimler duygusal dürtüler tarafından mı taşırıldı? Zihin kendi karakteristik özellikleriyle mücadele eder, bazen şüpheli olarak, bazen de zeki veya baştan savma. Zihin sansürleyebilir ya da somutlaştırabilir ama her zaman kendisi için avantaj olarak yorumlar. Her bir yaşamda bazı dersler öğrenilir ve diğerleri savuşturulur veya hatta tanınmaz. Unutkanlık zihnin en pratik karakteristik özelliğidir.

Shavasana (Ceset pozu)

Aşağı hayvan krallığı, yukarı insan krallığı, büyük bilinmeyen, tehditkar, korkutucu, sağlıklı, rahatlama, teslim olmak, ölümden sonra, yaşayan ölü, aktif katılımcı, parazit, zalim yaşam alan, acı dindiren, birden fazla yaşam, meditasyon, yenileme, yaşam amacı, tamamlanmamış görev, bilincin ve zekanın evrimi, şüpheli, zeki, baştan savma, eleştirici, somutlaştırma, unutkanlık.

Tabii ki herkes ölü bir bedenin artık direnmediğini bilir. Bütün hayatımızda dirençten kurtulmak için inanılmaz oranda enerji harcarız. Hatta uykumuzda bile rüya vasıtasıyla o eylemi geri yansıtarak direnç varlığını sürdürür. Shavasana sembolik ölüm deneyimi sağlar ve yeniden doğma ihtiyacına işaret eder.

Hepimiz bir gün öleceğiz; bu korkutucu gerçeği kim duymak ya da bilmek ister? Biliyoruz ki bu dönüşüm hepimizin kaderinde var.Bundan korkuyoruz ve buna rağmen yaşam ve ölümle bizim ilgili değillermiş gibi oynuyoruz.Bize açıkça kurtulmamız gereken bütün eski zihinsel duygusal kavramların ve parazit duyguların ölümünün gerçekliğini anlatan Muladhara (kök) çakradaki Devi’nin elindeki kafa tasını hatırlamamayı tercih ediyoruz.

İçimizdeki iyiliği, en iyi özelliklerimizi –sadakat, ahlak, dürüstlük- öldüren zihnin ölümcül oyunlarını durdursak ne olurdu? Rol yapan, aldatan, göz boyayan, çatışan kişilik yönlerimizin hepsini ölüme sunmaya karar verir miydik?

Zihnin bütün bu eski programlarından özgür bir hayatı hayal etmek mümkün mü? Eğer cevap hayırsa, o zaman ölüm hakkında en ağır basan düşüncenin korku olmasına şaşırmamalıyız.

Yaşam ölümcül oyunlarla doludur. Ölümcül oyunlar yaşam gücünü baltalayan, vaat edilmiş güvenlikle kandıran parazitlerdir. Ölümcül oyunlar öldürme istediğini ortaya çıkarır.

Başlangıcını rekabetle yapar:

Rekabet kazanmak demektir.
Kazanmak – savaşmak
Savaşmak – öldürmek
Öldürmek de kazanmak anlamına gelir.
Ölümün kaç tane yüzü vardır?

Ölümü şöyle değerlendir:

Bir kültürel fikir
Gururun son eylemi
Gurursuzluktan kaçma
Gururu yeniden sağlama eylemi
Görevin ahlaki kanunu
Yaşamdan daha önemli olma
Gemiyle beraber batma.
Ben gemimin “yaşamın ve ölümün” kaptanı mıyım?

Yaşam boyunca genellikle ihmal edilmiş küçük ama önemli uyarılar ortaya çıkar. Fiziksel güç, görme ve duyma yitimi ve vücudun bazı bölümlerindeki katılık bize ölümlü olduğumuzu hatırlatır. Kalan zamanı nasıl değerlendiriyoruz? Eğer sadece sadece en acımasız efendi olan egonun üstesinden gelebilseydik, yaşam hareketli olurdu. Bu Aziz Paul’un şu sözü söyleyerek anlatmak istediği şeydi; “Her gün ölürüm.” Egonun istekleri ve açgözlülüğünden vazgeçildikten sonra, kişisel istekleri memnun etme çabası azalır; yaşam, bir nefes temiz hava gibi, yeni bir canlılık kazanır. Kişiden –kaplumbağanın kabuğundan ya da akrebin iğnesindeki gibi  hayatta nerede durması gerektiğini bilen yeni bir birey doğar: Tadasana.

Shavasanada, rahatlayarak teslim olmak, bırakmaya izin vermek için ilk girişimdir. Zihin nefesin akışını takip ederken,zihinsel gölün dalgaları yavaş yavaş yatışır.

Devam eden pratiklerle duygular yavaş yavaş içe çekilir ve hareketsiz kalır. Hırs, bencillik, kibir bir anlığına dinlenmeye bırakılır.Dinlenme deneyimle anlamı genişleyen önemli bir kelime olur. Shavasana ceset pozu, ölüme teslim olma ihtiyacına yeni bir anlayış katar.Dinlenmekte olan beden kendini tamir etmeye başlar.Yeterli dinlenme bedeni duyguların itici güçlerinden; ve zihnin hırslarından iyileşme imkanı sunar.Yararları “fiziksel, zihinsel, duygusal” olarak derindir. Bu huzur, sessiz ve içsel uyum durumunda kişi hem yaşamda hem de ölümde var olan Işığın varlığını hissedebilir.

Ben Kutsal Işık tarafından yaratıldım.
Ben Kutsal Işık sayesinde hayatta kalırım.
Ben Kutsal Işık tarafından korunurum.
Ben Kutsal Işık tarafından kuşatılırım.
Ben Kutsal Işık olurum.

Mısır tanrısı Osiris

Ölüm ve yeniden doğum: Mısır tanrısı Osiris’in mumyası tahıl büyütüyor.

 

Referans notları: Shavasana ceset pozu

1.”Ölüm geçici bir fenomenin geçici sonudur. Ölümle bir bireyin belirli bir varoluştaki fiziksel yaşamının, sıcaklığının ve bilincinin yok olması ifade edilir.Ölüm bir varlığın tam bir ölümlülük hali değildir. Ölüm bir yerde ölüp başka bir yerde doğmak demektir, geleneksel terimlerde anlatıldığı üzere;’ bir yerde doğan güneşin başka bir yerde batması’ gibi.” Narada, Abhidhamma’nın el kitabı,51

 

 

2.Teslim olmak ruhsal yaşama liderlik etmek isteyen kişilerin esas olan eylemidir, birçok büyük ruhsal öğretmenin yazılarında görüldüğü gibi: “Ne yaparsan yap, ne yersen ye, feda etmek için neyi sunarsan sun, ne verirsen ver, neyi zorlukla uygularsan uygula, Arjuna, bunu Bana sunar gibi yap.”( Bhagavad Gita, 9:27)

3.“Zihnini bana yönelt; Bana adanmış ol; Bana feda et; Bana boyun eğ; bütün benliğini bu şekilde benimle birleştirerek en yüce hedefini Ben olarak bana gelmelisin.”(Bhagavad Gita 9:34)

4.“Nasıl itaat edeceğini öğren. Böylece yalnızken yönetebilirsin.”(Sivananda, Guru ve Disiplin, 24)

5.Zaferin ışığı inanç, özveri ve teslimiyet yoluyla saflaşan zihnin aynasında parlar.(Ibid.,222)

6.Kendini teslim, ego duygusunu bırakmak demektir. Ego duygusu tamamıyla saf dışı bırakılana kadar, Tanrı’yı fark edemeyiz. Ego duygusu bizimle Tanrı arasındaki perdedir.Eğer perdeyi kaldırırsanız O olduğunuzu bilirsiniz.(Ramdas, Dünya Tanrıdır, 77)

7.Her kim ki Bana özveriyle sınırsızca açıkça teslim olursa, o kişi kendini kanıtlamak için gerekli olan her şeye sahip olur.(Tripura Rahasya, 182)

10.Kutsal Işık Duasının mantrası. Swami Sivananda Radha’ya bakınız.Kutsal Işık Duası.

Parinirvana

11. yy Buda’nın Parinirvana oyması

diriltme tanrısı Osiris

Mısır’ın yaratma ve diriltme tanrısı Osiris, etrafında görkemli bir ağacın büyüdüğü lahitinde uzanır.Bu ağaç kralın sarayı için yapılan bir kolonun içindedir, ve böylece dirilme yoluyla ölümün üzerindeki zaferi sembolize eder.

Çeviren: Demet FİLİZKAN

Diğer pozlar;

Shavasana (Ceset pozu)
Simhasana (Aslan pozu)
Mayurasana (Tavus kuşu pozu)
Kukkutasana – Cock (Horoz pozu)
Kurmasana Tortoise (Kaplumbağa pozu)
Vrishchikasana Scorpion (Akrep pozu)
Utthita Trikonasana (Üçgen pozu)
Garudasana (Kartal Pozu)
Bakasana (Turna Pozu)
Eka Pada Koundinyasana (Karga Pozu)
Chakrasana (Tekerlek Pozu)
Balasana (Çocuk Pozu)

Simhasana (Aslan pozu)

Simhasana (Aslan pozu)

Simhasana (Aslan pozu), Simha aslan demektir ve bu poz kükreyen bir aslanı andırır. Sağ ayak sol kalçanın altında, sol ayaksa sağ kalçanın altındadır. Ağırlık ileri doğru dizlerin üzerinde ve kollar ve avuçlar aynı hizada dizlerin üzerindedir. (Bir varyasyonu da Padmasana pozunda oturulur,ağırlık yerde olan ellerin üzerindedir.) Ağız tamamen açıktır ve dil çeneye doğru uzatılır.Nefes açık boğazla kuvvetli bir şekilde verilir.

“Eğer Guru’na teslim olmazsan, en azından öğrenme sürecinde teslim ol. Eğer olmazsan gururunun sorumlusu egodur.” B.K.S.Iyengar

Erkeklerin aslanı

Hindistan’da aslan kraliyet gücünün ve görkeminin en büyük sembolüdür; ”Erkeklerin aslanı” terimi “kral”a karşılık gelir ve aslında kral da erkeklerin en üstünüdür. Aslanın bu yaratıkların kralı sembolü kralın aslan olarak adlandırıldığı Yunanistan’da da gelişmiştir ve diğer Avrupa kraliyet aileleri aslanı armalarında gücün sembolü olarak kullanmışlardır. Aşırı gurur da aslanlara dayandırılmıştır ve gurur tabii ki kraliyete yakışır, birbirlerini tamamlarlar.

Aslanın en etkileyici görünümlerinden biri de, Mısırlıların güneş tanrısı olan Ra-Temu-Khepera-Herukhuti’nin sembolü olan Giza sfenksidir.Hiç kimse bu sıra dışı heykelin ne zaman inşa edildiğini bilmiyordu ama bu muazzam abidenin ölüleri ve mezarlarını koruması beklenen güneş tanrısını ruhu için olduğu düşünülmek istenmiştir.Bu heykel insan kafalı bir aslan vücududur.Aslanın güçlü bedeni nedeniyle konu güç müydü?Yoksa akıl yürütme insan kafası sebebiyle bilgi miydi?Kimlerinin sadece kendi düşünceleri ,kimilerinin ise daha kötüsü sadece fantezide kalan düşünceleriyle bilginlerin bu konuda birçok tahminleri var.Ama sembol ve metafor olarak düşünülüp konuşulursa kişi sfenksin anlamını anlamaya yaklaşabilir.Yunanlıların da kendi sfenksleri vardı.Kafaları ve kanatları ve kadınlarınki gibi göğüsleri vardı.

Kuzey Afrika ülkelerinde, özellikle Mısır’da,aslan evcil bir hayvandı ve tabii ki büyük bir koruyucuydu.İstenmeyen insanlar evcil aslanın varlığı sayesinde saygılı bir mesafede tutuluyordu.Günümüzde Afrika’daki av bekçileri derler ki “Görünen bir aslan tehlikeli değildir ama çimenlerde, taşlarda, kumda kamuflaj olmuş saklanan bir aslan sürpriz bir saldırıda bulunabilir.”
Bu poz kişinin kendi içindeki gücü bilmesine yardım edebilir,nasıl kamuflaj olduğuna ya da maskelendiğine ve içinde kükreyen yırtıcı bir aslanken kuzu gibi görünmesiyle ortaya çıkan tehlikelere..Çok az insan gerçekten naziktir.Bazı insanlar bir bebeği ya da küçük bir hayvanı sevip okşarken ,vücutlarının diğer bölümlerini sıkarlar, mesela dişlerini, ki güçlü bir silaha dönüşebilecek olan ellerindeki enerjiyi başka tarafa yönlendirebilsinler.Ebeveynler çocukları için güçlü tanrılardır ve sık sık bu güçlerini ortak bir ilişki kurabilmek için gizlerler.Gücün ifadesi çok güçlü olabilir.

Simhasana ses çıkartılan tek asanadır. Aslanın kükreyişinde verilen ifadeler gaddarlık ve güçtür ve ciğerler ve boğaz birçok insanın ifade edemeyip tuttuğu bütün yutulmuş kelimelerden ve gözyaşlarından temizlenir.

Bilge aslanı;

Kraliyet, görkem, yaratıkların kralı, gurur, sfenks, güneş tanrısı, bilgi, güçlü yanlar, kanatlı, koruyucu, istenmeyen insanlar, görünen, kamuflaj olan, sürpriz saldırı, maskelenmiş, kuzu, nazik, yırtıcı, kenetlemek, güçlü silah, güç, gizli, kükreme, yutulmuş kelimeler, göz yaşları, ifade edilmemiş.

Hayat ve kader çoğu zaman kişinin kontrolünün ötesinde bir güce sahip gibi görünür. Doğuda bu gücü sembolize eden Durga görünüşüyle Kutsal Anne aslan süren olarak tanımlanır. O erkek eşi olmayan tek tanrıçadır. “Parvati’nin Şiva’sı vardır Radha’nın Krishna’sı…” Durga görünüşüyle Kali, o kadar güçlüdür ki herhangi bir güce meydan okuyabilir, dengini henüz bulamamıştır. Kali görünüşüyle Kutsal Anne yeni yaşamı doğurur ve eskisini yok eder,bu yıkım onun bütünü tüketen gücünün sembolü olmuştur.

Doğu ülkelerindeki tahtların genellikle oturaklarının sırt kısmı aslanlı bir örtüyle, patileri de bacakları oluşturacak şekilde yapılmıştır. Buda’nın tahtına “aslanın tahtı” denilmiştir.Siddhartha da, simgesi aslan olan bir kraliyet ailesinde dünyaya gelmiştir. Ve o Buda olduğunda Sakyaların “bilge aslanı” olarak adlandırılmıştır. Eski Dünyada aslan kafası ve pençesi desenli el işi eşyalar varlığı ve gücü temsil eder ve emir niteliği taşırdı.

Aslan kelimesi söylendiğinde,bir kişi Afrika’yı, gölleri, sıcağı, çatışmalar ülkesini düşünebilir;başkaları ise zihinlerinin gözlerinde birine saldıran ve öldüren bir aslan görebilir.’Özgür Doğan ve Özgür Yaşayan’ı okuyanların çoğu,”Dişi aslan Elsa ve yavrularının hikayesi” büyük güç ve çevikliğe sahip olarak aslan için çok özel duygular besleyebilir.Ama Joy Adamson’ı hatırlamalıyız ki dişi aslan endişeli ve gergin olduğunda gelip onun baş parmağını emerdi.Doğal düşmanı olmayan bu kadar güçlü bir hayvanın bu kadar huzur ihtiyacında olmasına inanmak zor.

Algılarımıza göre, acımasızlık, vahşilik ve cesaret aslanın karakteristik özellikleridir. Ama o hiçbir zaman direk saldırmayacak bunun yerine arkadan yaklaşacaktır.Aslan bir hayvanı takip eder ve üstüne atlayıp onu ezer,sonra öldürmek için pençeleriyle kazar.
Doğa hepimiz için zordur.Birçok alanda sık sık hayatta kalmak, varlığımızı sürdürmek için aslanlar gibi savaşmak zorundayız.Hayatın en karanlık anlarında kişi kendini eski Hristiyanlarda olduğu gibi yenip yutulmak için aslanlara atılmış gibi hissedebilir.

Aslan payı;

İnsanlar işlerinde ya da Wall Street’te yabani bir aslan gibi vahşilik gösterebilirler; ama aynı zamanda risk alabilecek cesarete sahip olabilmek için aslan yürekli olmalıdırlar. Başrolü yani “aslan payını” alan varlıklı insanlardan bahsediyoruz. Hayat abartısız onlara tabakta sunulmuştur ve sayıları bütün nüfusla karşılaştırıldığında çok azdır, öyle ki yüzde birden bile bahsedemeyiz.Fakat onlar için bile sunulanın ellerinde kalacağının garantisi yoktur.Uğruna çalışılmayan,hak edilmeyen şeyler çoğunlukla dikkatsizlikle kaybedilir ve bazen de boşa harcanıp israf edilir.Çoğumuz en başından her ne kazandıysak onun için zor yolu öğrenmek zorundayız.

Aslan yaratıkların kralıdır. Bu tarz bir hayvanın kolay bir yaşamı var gibi görünür;çok fazla çalışmasına gerek yoktur değil mi?Erkek aslan için kesinlikle öyledir.Avlanan dişi aslandır ama ilk yiyen erkektir;sonra dişi yer ve arta kalanlar yavrular içindir.Bu yavru aslanların çok ilgilendikleri bir durum değildir.Ama yavruların içgüdüleri onlara ne yapacaklarını söyler gibi görünür.Eğer yavrular acıktıklarında yiyeceğe ulaşmaya çalışırken itişip kakışırlarsa, kendileri için büyük bir pay alabilirler-bu pay bazen de onları öldürür.Diğer yandan gurur duyan dişi aslanlar bakım görevleri gereği yiyeceği paylaşırlar.Çiftleşme dönemlerinde bile işareti veren dişi aslandır ve erkek sonra cevap verir.

Bu büyük kediler yürüme şekilleriyle ve avlanma içgüdüleriyle ev kedilerini andırırlar. Her ikisi de pençelerini içeri çekerler böylece daha hızlı hareket ederler, sonra avlarını yakalamak için pençelerini dışarı çıkarırlar. Kedilerin kendilerine has karakterleri, kendi istekleri vardır ve eğitilmeleri çok zordur.Aslan terbiyecileri kedileri gençken gözlemler ve dikkatli seçimler yaparlar veya beslenmekten hoşlanan ve artık avlanmayan yaşlı aslanları kullanırlar.

Simhasana (Aslan pozu) bazı önemli insan karakter özelliklerini gösterir. Hareketleri kedi gibi olabilir-kıvrımlı, dalgalı ve sinsi. Psikolojik olarak, bir insan inatçı ya da sinsi olabilir, arkadan saldırabilir.Ama aynı zamanda aslanın güç ve zekasından yararlanılabilir.
Bu asanayı yaparken bu düşünceler üzerine düşün.

Simhasana (Aslan pozu)

Kutsal Anne, Durga, Kali, doğum ve yıkım, Buda’nın tahtı, Afrika, saldırma, öldürme, çeviklik, endişeli, gergin, baş parmağını emmek, gaddarlık, cesaret, hayatta kalma, yok etmek, vahşi, aslan yürekli, aslan payı, avlanma, hayatı hafife alma, içgüdüler, çiftleşme ritüeli, işaret, istek, dalgalı, gizli, sinsi, arkadan saldırma.

Aslanların bütün güçlü yanlarına rağmen sınırları vardır. Kısa ani çıkışlar yaparak koşarlar ve uzun mesafe koşucusu olan bir herhangi bir hayvan aslandan kurtulabilir. Güçlerini geri kazanmak için, aslanlar çok uzun zaman dinlenirler. Aslında avlanmadıkları zamanlarda, ya uyurlar ya da dinlenirler. Aslanlar üzerindeki araştırmalar gösterdi ki, avın kendini savunması imkansız değil. Toynakları olan bir hayvan dişi aslanın çenesine çarpıp kırabilir ve dişi aslan açlıktan ölebilir: yiyemez, avlanamaz, bitmiştir ve avı da özgür kalır. Hayattaki güçlü durumlarda, güce güvenmek çok caziptir;ama bütün şeyler gibi hiçbir şey sonsuza dek sürmez-her şey değişir. Öyle görünüyor ki herhangi bir durumla karşılaşma ihtimaline karşı sürekli uyanık olmalıyız.

Simha “aslan” demektir ve asana Vishnu’nun aslan adam olarak vücut bulmasına adanmıştır. Hristiyan resimlemelerinde İncil vaizi Mark kitabın üstünde oturan haleli ve kanatlı aslan olarak sunulmuştur.Bu bir kişinin kazanmayı düşünebileceği bütün güçleri gösterir; hale kutsallığı, aslanın kendisi ise bilgelik kitabının üstünde dinlenen büyük gücü temsil eder.Bu kitabın aslanın kendisi kadar güçlü bir mesajı vardır;ve aynı zamanda kutsaldır ve iki kanat üstünde hareket edebilir.

Bütün bunların bize kendi geçmişimizle ilgili söyleyecekleri vardır. Bu geçmiş bize miras kalandır ve hiç hatıramız kalmadığını düşünebiliriz; ama eğer bu düşüncelerin bilinçaltından yükselmesine izin verirsek, ortaya çıkanlara çok şaşırabiliriz.

Yansımalar : Aslan

Aslan sorgulanamaz şekilde güçlü bir semboldür. Ostia’da M.S 190 da Herkül ve oğullarına adanmış etkileyici bir heykel bulunmuştu. Bu Mithraic Kronos heykeli tamamen çıplak, aslan kafalı bir adamı gösterir.

Bir kişinin hayal edebileceği bütün güçlere sahiptir. Heykelin tabanında bir horoz, bir çam kozalağı, bir çekiç ve bir çift maşa bulunur. Vücudu, kafası bir taç gibi aslanın kafasının üstünde dinlenen bir yılanla altı kez sarılmıştır. Bu inanılmaz figür iki çift kanada sahiptir ve iki anahtarla bir kraliyet asası tutar. Göğsüne yıldırım şeklinde bir ok işlenmiştir.

Heykel hakkında çok az şey bilinir ama sembolizmdeki yeri oldukça şaşırtıcıdır. Bu sembollerin listesi ve evrensel anlamları tek başlarına büyüleyicidir. Eski zamanlardan beri aslanın büyük gücü kraliyetle bağdaştırılmıştır ve özellikle yılanın kafası aslanın kafasının üstünde dinlendiği için yılanın altı dairesini Kundalini yılanı olarak yorumlamak cezp edicidir. Bu yorumda bilgeliğin en yüksek hali beklenir. Dört kanadın verilmiş olması kesinlikle abartı değildir.Kanada sahip bir yaratık dünyanın ötesinde uçabilir.Güçlü düşüncelerin kanatları vardır. Ve bu iki çift kanat aynı anda iki yerde birden olmayı bile akla getirebilir. Bu tahminler için destek, anahtar ve kraliyet asasından gelir ki ikisini de göğsün üstündeki şimşek şeklindeki ok kadar iyi bir otorite sembolüdür. Çam kozalağı dışında,çekiç ve maşa ve diğer bütün semboller bu fikri destekler.

Çam kozalağı hem çam ağacının çoğalması hem de küçük hayvanlara yemek olması için tohumları taşır. Çekiç : belli bir konuya dört elle sarılmak, bir şeyi açığa çıkarmak, anlamak, bir şeyleri bir arada tutmak içindir. Bir çift maşa ile kişi yanan odunu ya da kömürü alabilir, taşıyabilir ve buna rağmen kendini yakmaz.Bu da için için yanan ateşlerin tehlikeli olduğunu ve ortadan kaldırılması gerektiğini kasteder. Bu denli büyük bir güce sahip olan kişi, karanlığın ışığın zıddı olması gibi zıt güçleri de kendine çekecektir.

Büyük bir gücü temsil eder;

Bu imge bize yılan kadar bilge, aslan kadar güçlü, çekiç ve maşa kadar kullanışlı, horoz kadar dikkatli olmayı anlatır ve otoriteyi kurmak bilginin anahtarını kullanmayı ve hatta rüzgarın akımlarıyla bir kuş gibi kanatlar üzerinde uçmayı ve kaderle süzülmeyi anlatır.
Doğu ve Batı bu heykelde ; bilge hareketlerle potansiyellerini gerçekleştirebildiğinden ve engelleri dumanı tüten bir köz gibi ortadan kaldırabileceğinden şüphe duyanlara ; bilginin tohumlarının onu arayan herkes için hazır olduğuna ve bu bilginin arayıcının samimiyetiyle orantılı bir öğretmen tarafından teklif edilebileceğine dair bir mesaj verdiği konusunda bir araya gelmiş görünüyor.Aslan güneşin sembolüdür ve güneş de bütün beklentilerin ötesindeki bilincin, en yüksek bilgeliğin sembolüdür ve bu bilgeliğin içinde doğuştan var olan ışığa liderlik eder ve dolyısıyla yükünden azat edilmiş bir atom gibi büyük bir gücü temsil eder.

Aday için, Simhasana (Aslan pozu), aslanın kendisinin bütün yaratıkların hakimi olması gibi, bütün kendi türünün içinde onların üzerinde hakimiyet kazanmayı sembolize edebilir. Daha sonra eğer bilgeliğin kelimeleri duyulursa , uyurgezeri uyandıran aslanın kükremesi gibi, içinde yankılanır.Gözünü Işığın üstünden ayırma – cehaletin karanlığına ancak Işık boyun eğdirebilir.

Parvati

Doğu Hindistan Tanrıçası Parvati aslanı sürerken.

Referans notları; Simhasana Aslan pozu

1. Güneş, tanrının her sabah geçtiği şafağın geçidini koruması beklenen Aker, bilinen en eski aslan tanrılardan biridir. Sonraki günlerde Mısırlı Mitolojistler gece boyunca güneşin dünyada var olan bir tünelin içinden geçtiğine inandılar ; bu tünelin her iki sonu da Aslan-tanrı ve Akeru denilen iki tanrı tarafından korunduğunu söylediler.Ölülerin kitabının Theban düzeltilmiş metinlerinde sırt sırta verip oturmuş iki aslanı ve güneş diskinin üzerinde durduğu ufukta aralarındaki desteği gösteren Akeru tanrılarını buluruz.Sonrasında Teolojide Sef ve Tuau, yani sırasıyla Dün ve Bugün olarak anılmıştır.Budge, Mısırlıların Tanrılar, bölüm 2, 360-361

2. Aslan bir çok eski kültürde tanrıçalar olarak karşımıza çıkar ; Mezopotamya, Suriye, Girit, ve Fenike dahil olmak üzere.Newman, Büyük Anne, 272-273.
Tibet Mitolojisinde, sert görünümlü aslan yüzlü Dakini (tanrıça) saklı metinlerin koruyucusudur.Bu tanrıçalar mistik öğretileri bağışlayanlar ve kutsal bağışları taşıyanlardır.Beyer, Tara’nın Tarikatı

3.Schaller, “Yaratıkların Kralı ile Yaşam” 504.

4.Campbel, Batılı Mitoloji, 265-266

5.”Bir aslanın yavrusu koyun sürüsünün içinde meliyordu.Bir aslan onu kenara çekti ve sudaki imgesine bakmasını istedi.Aslan dedi ki ‘Sen kuzu değilsin.Kuzu gibi meleme.Sen bir aslansın.Aslan gibi kükre.Yavru aslan kendi doğasını fark etti ve aslan gibi kükredi ve aslana eşlik etti.Guru dedi ki ‘İnsan!Kuzu gibi meleme.Sen özünde Brahmansın.Sen küçük bir Jeeva değilsin.İnsan kendi brahmic doğasını fark etti ve bir bilge oldu.”Sivananda, Guru ve Disiplin, 59 .
“Tanrım, bütün bozulmuş ve ikinci kez lekelenmişler elendiğinde kişi Ganj nehrinin kumlarını aşan inanılmaz Buda özelliklerini elde eder.Sonra… kişi kendi tüm türlerin engellenmemiş anlayışını kazanır, her şeyi bilendir ve görendir, bütün hatalardan özgür ve bütün türlerin üzerinde hakim olan sahneye çıkar ve aslan gibi kükrer.”
“Doğumlarım bitmiştir; tamamıyla saf yaşama geçilmiştir, görev tamamlanmıştır; bunun ötesinde bilinecek hiçbir şey yoktur.” Wayman, Kraliçe Srimala’nın Aslan Kükreyişi, 89.

Çeviri: Demet FİLİZKAN

Diğer pozlar;

Shavasana (Ceset pozu)
Simhasana (Aslan pozu)
Mayurasana (Tavus kuşu pozu)
Kukkutasana – Cock (Horoz pozu)
Kurmasana Tortoise (Kaplumbağa pozu)
Vrishchikasana Scorpion (Akrep pozu)
Utthita Trikonasana (Üçgen pozu)
Garudasana (Kartal Pozu)
Bakasana (Turna Pozu)
Eka Pada Koundinyasana (Karga Pozu)
Chakrasana (Tekerlek Pozu)
Balasana (Çocuk Pozu)