sms 1 - SİMHASANA(ASLAN POZU)

SİMHASANA(ASLAN POZU)

Simha aslan demektir ve bu poz kükreyen bir aslanı andırır. Sağ ayak sol kalçanın altında,sol ayaksa sağ kalçanın altındadır.Ağırlık ileri doğru dizlerin üzerinde ve kollar ve avuçlar aynı hizada dizlerin üzerindedir.(Bir varyasyonu da Padmasana pozunda oturulur,ağırlık yerde olan ellerin üzerindedir.)Ağız tamamen açıktır ve dil çeneye doğru uzatılır.Nefes açık boğazla kuvvetli bir şekilde verilir.

“Eğer Guru’na teslim olmazsan, en azından öğrenme sürecinde teslim ol. Eğer olmazsan gururunun sorumlusu egodur.”
B.K.S.Iyengar

SİMHASANA (LION)
Hindistan’da aslan kraliyet gücünün ve görkeminin en büyük sembolüdür;”Erkeklerin aslanı” terimi “kral”a karşılık gelir ve aslında kral da erkeklerin en üstünüdür. Aslanın bu yaratıkların kralı sembolü kralın aslan olarak adlandırıldığı Yunanistan’da da gelişmiştir ve diğer Avrupa kraliyet aileleri aslanı armalarında gücün sembolü olarak kullanmışlardır. Aşırı gurur da aslanlara dayandırılmıştır ve gurur tabii ki kraliyete yakışır, birbirlerini tamamlarlar.
Aslanın en etkileyici görünümlerinden biri de, Mısırlıların güneş tanrısı olan Ra-Temu-Khepera-Herukhuti’nin sembolü olan Giza sfenksidir.Hiç kimse bu sıra dışı heykelin ne zaman inşa edildiğini bilmiyordu ama bu muazzam abidenin ölüleri ve mezarlarını koruması beklenen güneş tanrısını ruhu için olduğu düşünülmek istenmiştir.Bu heykel insan kafalı bir aslan vücududur.Aslanın güçlü bedeni nedeniyle konu güç müydü?Yoksa akıl yürütme insan kafası sebebiyle bilgi miydi?Kimlerinin sadece kendi düşünceleri ,kimilerinin ise daha kötüsü sadece fantezide kalan düşünceleriyle bilginlerin bu konuda birçok tahminleri var.Ama sembol ve metafor olarak düşünülüp konuşulursa kişi sfenksin anlamını anlamaya yaklaşabilir.Yunanlıların da kendi sfenksleri vardı.Kafaları ve kanatları ve kadınlarınki gibi göğüsleri vardı.
Kuzey Afrika ülkelerinde, özellikle Mısır’da,aslan evcil bir hayvandı ve tabii ki büyük bir koruyucuydu.İstenmeyen insanlar evcil aslanın varlığı sayesinde saygılı bir mesafede tutuluyordu.Günümüzde Afrika’daki av bekçileri derler ki “Görünen bir aslan tehlikeli değildir ama çimenlerde, taşlarda, kumda kamuflaj olmuş saklanan bir aslan sürpriz bir saldırıda bulunabilir.”
Bu poz kişinin kendi içindeki gücü bilmesine yardım edebilir,nasıl kamuflaj olduğuna ya da maskelendiğine ve içinde kükreyen yırtıcı bir aslanken kuzu gibi görünmesiyle ortaya çıkan tehlikelere..Çok az insan gerçekten naziktir.Bazı insanlar bir bebeği ya da küçük bir hayvanı sevip okşarken ,vücutlarının diğer bölümlerini sıkarlar, mesela dişlerini, ki güçlü bir silaha dönüşebilecek olan ellerindeki enerjiyi başka tarafa yönlendirebilsinler.Ebeveynler çocukları için güçlü tanrılardır ve sık sık bu güçlerini ortak bir ilişki kurabilmek için gizlerler.Gücün ifadesi çok güçlü olabilir.
Simhasana ses çıkartılan tek asanadır. Aslanın kükreyişinde verilen ifadeler gaddarlık ve güçtür ve ciğerler ve boğaz birçok insanın ifade edemeyip tuttuğu bütün yutulmuş kelimelerden ve gözyaşlarından temizlenir.

SİMHASANA : ASLAN POZU
Kraliyet, görkem,yaratıkların kralı,gurur,sfenks, güneş tanrısı, bilgi, güçlü yanlar, kanatlı, koruyucu, istenmeyen insanlar, görünen, kamuflaj olan, sürpriz saldırı, maskelenmiş, kuzu, nazik, yırtıcı, kenetlemek, güçlü silah, güç, gizli, kükreme, yutulmuş kelimeler, göz yaşları, ifade edilmemiş.

Hayat ve kader çoğu zaman kişinin kontrolünün ötesinde bir güce sahip gibi görünür.Doğuda bu gücü sembolize eden Durga görünüşüyle Kutsal Anne aslan süren olarak tanımlanır.O erkek eşi olmayan tek tanrıçadır.(Parvati’nin Şiva’sı vardır Radha’nın Krishna’sı…..)Durga görünüşüyle Kali,o kadar güçlüdür ki herhangi bir güce meydan okuyabilir;dengini henüz bulamamıştır.Kali görünüşüyle Kutsal Anne yeni yaşamı doğurur ve eskisini yok eder,bu yıkım onun bütünü tüketen gücünün sembolü olmuştur.
Doğu ülkelerindeki tahtların genellikle oturaklarının sırt kısmı aslanlı bir örtüyle, patileri de bacakları oluşturacak şekilde yapılmıştır.Buda’nın tahtına “aslanın tahtı” denilmiştir.Siddhartha da, simgesi aslan olan bir kraliyet ailesinde dünyaya gelmiştir.Ve o Buda olduğunda Sakyaların “bilge aslanı” olarak adlandırılmıştır.Eski Dünyada aslan kafası ve pençesi desenli el işi eşyalar varlığı ve gücü temsil eder ve emir niteliği taşırdı.
Aslan kelimesi söylendiğinde,bir kişi Afrika’yı, gölleri, sıcağı, çatışmalar ülkesini düşünebilir;başkaları ise zihinlerinin gözlerinde birine saldıran ve öldüren bir aslan görebilir.’Özgür Doğan ve Özgür Yaşayan’ı okuyanların çoğu,”Dişi aslan Elsa ve yavrularının hikayesi” büyük güç ve çevikliğe sahip olarak aslan için çok özel duygular besleyebilir.Ama Joy Adamson’ı hatırlamalıyız ki dişi aslan endişeli ve gergin olduğunda gelip onun baş parmağını emerdi.Doğal düşmanı olmayan bu kadar güçlü bir hayvanın bu kadar huzur ihtiyacında olmasına inanmak zor.
Algılarımıza göre, acımasızlık, vahşilik ve cesaret aslanın karakteristik özellikleridir. Ama o hiçbir zaman direk saldırmayacak bunun yerine arkadan yaklaşacaktır.Aslan bir hayvanı takip eder ve üstüne atlayıp onu ezer,sonra öldürmek için pençeleriyle kazar.
Doğa hepimiz için zordur.Birçok alanda sık sık hayatta kalmak, varlığımızı sürdürmek için aslanlar gibi savaşmak zorundayız.Hayatın en karanlık anlarında kişi kendini eski Hristiyanlarda olduğu gibi yenip yutulmak için aslanlara atılmış gibi hissedebilir.
İnsanlar işlerinde ya da Wall Street’te yabani bir aslan gibi vahşilik gösterebilirler; ama aynı zamanda risk alabilecek cesarete sahip olabilmek için aslan yürekli olmalıdırlar. Başrolü yani “aslan payını” alan varlıklı insanlardan bahsediyoruz. Hayat abartısız onlara tabakta sunulmuştur ve sayıları bütün nüfusla karşılaştırıldığında çok azdır, öyle ki yüzde birden bile bahsedemeyiz.Fakat onlar için bile sunulanın ellerinde kalacağının garantisi yoktur.Uğruna çalışılmayan,hak edilmeyen şeyler çoğunlukla dikkatsizlikle kaybedilir ve bazen de boşa harcanıp israf edilir.Çoğumuz en başından her ne kazandıysak onun için zor yolu öğrenmek zorundayız.
Aslan yaratıkların kralıdır. Bu tarz bir hayvanın kolay bir yaşamı var gibi görünür;çok fazla çalışmasına gerek yoktur değil mi?Erkek aslan için kesinlikle öyledir.Avlanan dişi aslandır ama ilk yiyen erkektir;sonra dişi yer ve arta kalanlar yavrular içindir.Bu yavru aslanların çok ilgilendikleri bir durum değildir.Ama yavruların içgüdüleri onlara ne yapacaklarını söyler gibi görünür.Eğer yavrular acıktıklarında yiyeceğe ulaşmaya çalışırken itişip kakışırlarsa,kendileri için büyük bir pay alabilirler-bu pay bazen de onları öldürür.Diğer yandan gurur duyan dişi aslanlar bakım görevleri gereği yiyeceği paylaşırlar.Çiftleşme dönemlerinde bile işareti veren dişi aslandır ve erkek sonra cevap verir.
Bu büyük kediler yürüme şekilleriyle ve avlanma içgüdüleriyle ev kedilerini andırırlar. Her ikisi de pençelerini içeri çekerler böylece daha hızlı hareket ederler, sonra avlarını yakalamak için pençelerini dışarı çıkarırlar. Kedilerin kendilerine has karakterleri, kendi istekleri vardır ve eğitilmeleri çok zordur.Aslan terbiyecileri kedileri gençken gözlemler ve dikkatli seçimler yaparlar veya beslenmekten hoşlanan ve artık avlanmayan yaşlı aslanları kullanırlar.
Aslan duruşu bazı önemli insan karakter özelliklerini gösterir. Hareketleri kedi gibi olabilir-kıvrımlı, dalgalı ve sinsi. Psikolojik olarak, bir insan inatçı ya da sinsi olabilir, arkadan saldırabilir.Ama aynı zamanda aslanın güç ve zekasından yararlanılabilir.
Bu asanayı yaparken bu düşünceler üzerine düşün.

SİMHASANA : ASLAN POZU
Kutsal Anne, Durga, Kali, doğum ve yıkım, Buda’nın tahtı, Afrika, saldırma, öldürme, çeviklik, endişeli, gergin, baş parmağını emmek, gaddarlık, cesaret, hayatta kalma, yok etmek, vahşi, aslan yürekli, aslan payı, avlanma, hayatı hafife alma, içgüdüler, çiftleşme ritüeli, işaret, istek, dalgalı, gizli, sinsi, arkadan saldırma.

Aslanların bütün güçlü yanlarına rağmen sınırları vardır. Kısa ani çıkışlar yaparak koşarlar ve uzun mesafe koşucusu olan bir herhangi bir hayvan aslandan kurtulabilir. Güçlerini geri kazanmak için,aslanlar çok uzun zaman dinlenirler.Aslında avlanmadıkları zamanlarda, ya uyurlar ya da dinlenirler.Aslanlar üzerindeki araştırmalar gösterdi ki, avın kendini savunması imkansız değil.Toynakları olan bir hayvan dişi aslanın çenesine çarpıp kırabilir ve dişi aslan açlıktan ölebilir: yiyemez, avlanamaz, bitmiştir ve avı da özgür kalır.Hayattaki güçlü durumlarda, güce güvenmek çok caziptir;ama bütün şeyler gibi hiçbir şey sonsuza dek sürmez-her şey değişir.Öyle görünüyor ki herhangi bir durumla karşılaşma ihtimaline karşı sürekli uyanık olmalıyız.
Simha “aslan” demektir ve asana Vishnu’nun aslan adam olarak vücut bulmasına adanmıştır. Hristiyan resimlemelerinde İncil vaizi Mark kitabın üstünde oturan haleli ve kanatlı aslan olarak sunulmuştur.Bu bir kişinin kazanmayı düşünebileceği bütün güçleri gösterir; hale kutsallığı, aslanın kendisi ise bilgelik kitabının üstünde dinlenen büyük gücü temsil eder.Bu kitabın aslanın kendisi kadar güçlü bir mesajı vardır;ve aynı zamanda kutsaldır ve iki kanat üstünde hareket edebilir.
Bütün bunların bize kendi geçmişimizle ilgili söyleyecekleri vardır. Bu geçmiş bize miras kalandır ve hiç hatıramız kalmadığını düşünebiliriz; ama eğer bu düşüncelerin bilinçaltından yükselmesine izin verirsek, ortaya çıkanlara çok şaşırabiliriz.

YANSIMALAR : ASLAN
Aslan sorgulanamaz şekilde güçlü bir semboldür. Ostia’da M.S 190 da Herkül ve oğullarına adanmış etkileyici bir heykel bulunmuştu. Bu Mithraic Kronos heykeli tamamen çıplak, aslan kafalı bir adamı gösterir.
Bir kişinin hayal edebileceği bütün güçlere sahiptir. Heykelin tabanında bir horoz, bir çam kozalağı, bir çekiç ve bir çift maşa bulunur. Vücudu, kafası bir taç gibi aslanın kafasının üstünde dinlenen bir yılanla altı kez sarılmıştır. Bu inanılmaz figür iki çift kanada sahiptir ve iki anahtarla bir kraliyet asası tutar. Göğsüne yıldırım şeklinde bir ok işlenmiştir.
Heykel hakkında çok az şey bilinir ama sembolizmdeki yeri oldukça şaşırtıcıdır. Bu sembollerin listesi ve evrensel anlamları tek başlarına büyüleyicidir. Eski zamanlardan beri aslanın büyük gücü kraliyetle bağdaştırılmıştır ve özellikle yılanın kafası aslanın kafasının üstünde dinlendiği için yılanın altı dairesini Kundalini yılanı olarak yorumlamak cezp edicidir. Bu yorumda bilgeliğin en yüksek hali beklenir. Dört kanadın verilmiş olması kesinlikle abartı değildir.Kanada sahip bir yaratık dünyanın ötesinde uçabilir.Güçlü düşüncelerin kanatları vardır.Ve bu iki çift kanat aynı anda iki yerde birden olmayı bile akla getirebilir.Bu tahminler için destek, anahtar ve kraliyet asasından gelir ki ikisini de göğsün üstündeki şimşek şeklindeki ok kadar iyi bir otorite sembolüdür.Çam kozalağı dışında,çekiç ve maşa ve diğer bütün semboller bu fikri destekler.
Çam kozalağı hem çam ağacının çoğalması hem de küçük hayvanlara yemek olması için tohumları taşır. Çekiç : belli bir konuya dört elle sarılmak, bir şeyi açığa çıkarmak, anlamak, bir şeyleri bir arada tutmak içindir.Bir çift maşa ile kişi yanan odunu ya da kömürü alabilir, taşıyabilir ve buna rağmen kendini yakmaz.Bu da için için yanan ateşlerin tehlikeli olduğunu ve ortadan kaldırılması gerektiğini kasteder.Bu denli büyük bir güce sahip olan kişi, karanlığın ışığın zıddı olması gibi zıt güçleri de kendine çekecektir.
Bu imge bize yılan kadar bilge, aslan kadar güçlü, çekiç ve maşa kadar kullanışlı, horoz kadar dikkatli olmayı anlatır ve otoriteyi kurmak bilginin anahtarını kullanmayı – ve hatta rüzgarın akımlarıyla bir kuş gibi kanatlar üzerinde uçmayı ve kaderle süzülmeyi anlatır.
Doğu ve Batı bu heykelde ; bilge hareketlerle potansiyellerini gerçekleştirebildiğinden ve engelleri dumanı tüten bir köz gibi ortadan kaldırabileceğinden şüphe duyanlara ; bilginin tohumlarının onu arayan herkes için hazır olduğuna ve bu bilginin arayıcının samimiyetiyle orantılı bir öğretmen tarafından teklif edilebileceğine dair bir mesaj verdiği konusunda bir araya gelmiş görünüyor.Aslan güneşin sembolüdür ve güneş de bütün beklentilerin ötesindeki bilincin, en yüksek bilgeliğin sembolüdür ve bu bilgeliğin içinde doğuştan var olan ışığa liderlik eder ve dolyısıyla yükünden azat edilmiş bir atom gibi büyük bir gücü temsil eder.
Aday için, aslan pozu, aslanın kendisinin bütün yaratıkların hakimi olması gibi, bütün kendi türünün içinde onların üzerinde hakimiyet kazanmayı sembolize edebilir. Daha sonra eğer bilgeliğin kelimeleri duyulursa , uyurgezeri uyandıran aslanın kükremesi gibi, içinde yankılanır.Gözünü Işığın üstünden ayırma – cehaletin karanlığına ancak Işık boyun eğdirebilir.

REFERANS NOTLAR : ASLAN
1. Güneş, tanrının her sabah geçtiği şafağın geçidini koruması beklenen Aker, bilinen en eski aslan tanrılardan biridir. Sonraki günlerde Mısırlı Mitolojistler gece boyunca güneşin dünyada var olan bir tünelin içinden geçtiğine inandılar ; bu tünelin her iki sonu da Aslan-tanrı ve Akeru denilen iki tanrı tarafından korunduğunu söylediler.Ölülerin kitabının Theban düzeltilmiş metinlerinde sırt sırta verip oturmuş iki aslanı ve güneş diskinin üzerinde durduğu ufukta aralarındaki desteği gösteren Akeru tanrılarını buluruz.Sonrasında Teolojide Sef ve Tuau, yani sırasıyla Dün ve Bugün olarak anılmıştır.Budge, Mısırlıların Tanrılar, bölüm 2, 360-361
2. Aslan bir çok eski kültürde tanrıçalar olarak karşımıza çıkar ; Mezopotamya, Suriye, Girit, ve Fenike dahil olmak üzere.Newman, Büyük Anne, 272-273.
Tibet Mitolojisinde, sert görünümlü aslan yüzlü Dakini (tanrıça) saklı metinlerin koruyucusudur.Bu tanrıçalar mistik öğretileri bağışlayanlar ve kutsal bağışları taşıyanlardır.Beyer, Tara’nın Tarikatı
3.Schaller, “Yaratıkların Kralı ile Yaşam” 504.
4.Campbel, Batılı Mitoloji, 265-266
5.”Bir aslanın yavrusu koyun sürüsünün içinde meliyordu.Bir aslan onu kenara çekti ve sudaki imgesine bakmasını istedi.Aslan dedi ki ‘Sen kuzu değilsin.Kuzu gibi meleme.Sen bir aslansın.Aslan gibi kükre.Yavru aslan kendi doğasını fark etti ve aslan gibi kükredi ve aslana eşlik etti.Guru dedi ki ‘İnsan!Kuzu gibi meleme.Sen özünde Brahmansın.Sen küçük bir Jeeva değilsin.İnsan kendi brahmic doğasını fark etti ve bir bilge oldu.”Sivananda, Guru ve Disiplin, 59 .
“Tanrım, bütün bozulmuş ve ikinci kez lekelenmişler elendiğinde kişi Ganj nehrinin kumlarını aşan inanılmaz Buda özelliklerini elde eder.Sonra… kişi kendi tüm türlerin engellenmemiş anlayışını kazanır, her şeyi bilendir ve görendir, bütün hatalardan özgür ve bütün türlerin üzerinde hakim olan sahneye çıkar ve aslan gibi kükrer.”
“Doğumlarım bitmiştir; tamamıyla saf yaşama geçilmiştir, görev tamamlanmıştır; bunun ötesinde bilinecek hiçbir şey yoktur.” Wayman, Kraliçe Srimala’nın Aslan Kükreyişi, 89.
Adsız2 - SİMHASANA(ASLAN POZU)
Doğu Hindistan Tanrıçası Parvati aslanı sürerken.
Çeviri: Demet FİLİZKAN

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir