KURMASANA TORTOISE (KAPLUMBAĞA POZU)

Kurma kaplumbağa demektir ve bu pozun son hali kabuğuna çekilmiş bir kaplumbağayı andırır.İlk aşamada uzatılmış bacaklar kolların üzerindedir,göğüs ve omuzlar ise zeminde.Bir sonraki aşamada kollar avuçlar açık(yukarı bakar konumda)olarak bedenin arkasına alınır.Son aşamada ise,Supta Kurmasana,ayaklar çaprazlanır,eller bedenin arkasında birleşir ve alın zemindedir.

“Karakterinizi Kurma yani kaplumbağanın ki gibi geliştirmelisiniz.Bir kez kabuğuna girdi mi artık onu hiçbir şey rahatsız edemez. Kurmasana pozunda dikkatinizi içinize yöneltmekten sizi alıkoyabilecek herhangi birini yada herhangi bir şeyi göremez olursunuz.

B.K.Iyengar

 

KURMASANA: KAPLUMBAĞA

Kaplumbağanın kabuğunun kavisi gökyüzünün yay şekline benzetilir;ve kabuğun üzerindeki şekiller ise geceleyin gökyüzüne,takımyıldızları ve gezegenlerle bağdaştırılmıştır. Bu da bize eski uygarlıkların(atalarımızın)hayatlarına rehber olması için yıldızların şekillerinden anlam çıkarma araştırmalarını hatırlatır.İnsanoğlunun merakı her türlü işaretin arkasındaki merakı keşfetmek ister.Bilinmeyeni deşifre etmenin  ve keşfin zaferinde çekicilik vardır.

Kaplumbağa ve güneşin hem sembolizmde birçok açıdan zengin ortak noktaları vardır.Kaplumbağanın kabuğunun üzerindeki işaretler bize güneşteki ışık girdaplarını hatırlatır.Kaplumbağa yavaş hareket eder,güneşin de ufuk boyunca hareketi yavaştır.Kaplumbağanın hiçbir zaman kaybolmadığına dair bir inanış vardır aynı şekilde güneş de hiçbir zaman kaybolmaz.İnsanlar eskiden kaplumbağanın dinlenmek için saklanacağı yeri araması gibi güneşin de dinleneceği yeri bulduğuna inanırlardı.Gün ışığıyla onun hareketi ve dinlendiren gecenin karanlığı mükemmel bir şekilde dengelenmiştir.

Birçok insan için Kurmasana zor bir pozdur,bu poza girmeden önce hazırlayıcı çalışmalar yapmak gerekir.Bu da eğer pozlar derinlik içinde deneyimlenmek isteniyorsa bütün asanaların yavaş gelişim göstermesi gerekliliğini vurgular.Hatırlattığı başka bir nokta ise asana çalışmalarında yarışın yeri olmadığıdır.Kaplumbağayla sembolize edilen yavaşlık,yalnızca duyuların bütün algısı için uygunsuzdur.Bu pozu  yapabilmek için gerekli olan esnekliği geliştirmeye sabrım var mı?Yeterince uzağa eğilebilir miyim?İçimde dinleneceğim yeri bulabilecek miyim?

 

KURMASANA: KAPLUMBAĞA POZU

Kavis,gökyüzünün eğimi,desenler,anlam aramak,merak,cazibe,keşif,

Işık kıvrımları,yavaş hareket,hiçbir zaman kaybolmaz,saklanma yeri,

Denge,yavaş gelişim,sakıncalı,zorluklar,eğilememe,kalçalarımdaki darlık,

Nereye saklanabilirim? Nerede dinlenebilirim?

Kaplumbağa ilgilenmediği(bakıcılığın yapmadığı)bir çok yumurta bırakır;hepsi kendi kendilerine yumurtadan çıkmaları için bırakılmıştır.Yumurtalar fikirlerle ilişkilendirilir-kimisi yumurtadan çıkar ve kimisi basitçe ölür.Zihnimizden geçen sayısız düşünceden çoğu tamamıyla unutulurken,iyi fikir gibi görünen diğerleri kaplumbağanın bıraktığı yumurtalar gibi kendiliğinden yumurtadan çıkarlar.Bu fikirlerden  hangileri dikkat edilmeye değecek?Besinleri neler?

Asananın uygulanış metodu üzerine çok fazla vurgu yapılmamalıdır.Vurgu daha çok bedenle asana arasındaki etkileşim ve kişinin zihinsel ve duygusal alanlarını düzenlemesi üzerinde olmalıdır:bağımlılık,dayanışma ve etkileşim.Asana böylelikle kişinin kendisini araştırmaya devam etmesine  hazırlık  olur.Kişi bedenle zihin arasında olabilecek bütün ilişkiyi öğrenmelidir böylece çatışma içinde olmak yerine birlikte çalışabilirler.Bedenin ütün hareketleri her kasa ve nefese verilen tam bir konsantrasyonla dikkate alınmalı ve kontrol edilmelidir.Asanalar öğrencinin tamamen konsantre olması için tasarlanmıştır.Bedenin bu dikkatli hareketleri bütün ilişkilerimizdeki özenli hareketlerimize yayılmalıdır.

E.A.Wallace Budge kaplumbağanın güçlü sembolik anlamının korkudan saygı duyulan,karanlığın ve gecenin güçlerini temsil eden,Kaplumbağa Tanrı Apesh’in bulunduğu Nubia’dan gelmiş olabileceğini öne sürer. Asanayı yaparken düşünce bu eski sembole verilebilir.Dar kaslar ve uzuvların katılığı bir çok korkuyu yansıtan streslere işaret eder.Korkular canlı biçimde uyarılmış hayal gücüne dayanabilir-bu da demektir ki hiçbirinin gerçek bir kökeni yoktur.Korku bedende bir çok farklı şekilde ortaya çıkan gereksiz stres yaratır.Hayal gücünü yönlendirerek korku dolu düşünceler aç bırakılabilir ve böylelikle dağıtılabilirler. İlk olarak bilinenlerin bir listesini yapmak ve ardından onları ayıklamak yararlı olabilir.Yeniden değerlendirilen hafıza saklı korkuları ortaya çıkarır ve böylece odağı değiştirmeye yardımcı olan dua,mantra veya meditasyonla güçleri oldukça azaltılır.

Bu asana kişiye kendini savunmasız hissettirebilir.Tıpkı tehlikeli bir durumla karşılaştığında kaplumbağanın kaçamayıp kabuğuna saklanması gibi kolları ve bacakları birbirine sarılmış bir kişi de gerçek yada görünür bir tehlike karşısında kalkıp kaçamaz.Korkuya verilen bu tepki korunma isteğinden doğar.

Korunma hakkındaki düşünceler belirsizdir,buna rağmen finansal güvenlik,sosyal konum yada kariyer başarısının bunu sağlamadığı iyi bilinir.Duygular tehdit edildiğinde korunma ihtiyacı artar.Duygusal olarak güvende hissetmek kişinin içinde ancak yavaşça büyüyebileceği olgunluğu gerektirir.Kişinin anksiyeteden özgürleşmesi keskin gözlem ve farkındalık gerektirir.

Bu kişinin nadiren de olsa çabucak kabuğuna çekilme  ihtiyacını dışarda bırakmaz. Ayrım kişiye kendisini gereksizce tehlikeye maruz bırakmamayı öğretecektir.Kabuğuna çekilme ayrıca asabi ve çabuk sinirlenen kişiye dingin ve sakin olmasında yardımcı olabilir.Nasıl ki kaplumbağa yumuşak ve güçlü bir bedene sahiptir;biz de hayatta karşılaştığımız bir çok farklı durumda uygun bir ayrımla bazen çelik kadar güçlü bazen de tereyağı kadar yumuşak oluruz.Doğru tepki sakinlikle sonuçlanacaktır.Aday kabuğu insanların yakınlarına gelmelerini,davetsiz yaklaşmalarını veya dokunmalarını engellemek amacıyla kuvvetlendirmeme konusunda dikkatli olmalıdır.Sizin kabuğunuz neyden yapılma:alınganlık,tepkisellik,alay yada iğneleme?Bu yönelimler ortaya çıktığı derecede vücuda yansıyacaklardır.Fiziksel esneklik ile zihinsel-duygusal esneklik birbirine bağlıdır.

 

KURMASANA:KAPLUMBAĞA POZU

Yumurtalar,fikirler,kontrol,odaklanma,dikkatli hareketler,darkaslar,katılık,,Stres,korkular,hayal gücü,savunmasız,birbirine sarılmış,kabuk,neden geri çekiliyorum-korkudan mı,korunmak için mi?geri çekilme,rahatsız etme alınganlık,hassasiyet,savunmacılık.

Sembolizm insanların ihtiyaçlarını yansıtarak kültürden kültüre değişiklik göstermiştir.Kaplumbağa en değerli bağışı olan kehanet hediyesi ve geleceğe dair bilgi dağıtması özelliklerine doğuştan sahip olmuştur.Kahinlik genel insan karakteristiğinin güvensizliği ve korkusu sebebiyle oldukça saygı duyulmuştur.Bununla birlikte erkeklerin büyük ölçüde kadınların yaşam tarzlarını belirlediklerinden kaplumbağayı gevezelikten kaçınan iffetli kadın modeli olarak göstermeleri hiç de sürpriz olmayacaktır.Roma Mitolojisinde bir figür olan Pudicitia;bu karakteristik özellikleri bir ayağını kaplumbağanın üzerine koyarak göstermiştir,çünkü bu şekilde hiçbir zaman evinden(kabuğundan)ayrılamaz ve konuşamaz.

Mısırda kaplumbağa bereketi, doğurganlığı, dikkati ve öngörüyü temsil eder.Su hayvanı olması,doğası gereği Nil’in yükselişini, kıyıların verimliliğini ve yiyecek üretimini tahmin eder ve böylece hayatın devamını sağlardı.Hayatta kalmaya ve uzun yaşama duyulan yoğun istek başlangıçtan bu yana insanoğluyla birliktedir,farkındalığı yansıtan,belirsiz olsa da,her bir yaşamın amacı adım adım içindeki tanrısallığı hatırlamaya yaklaşmak olmuştur.

Ancak nasıl bir paranın iki yüzü varsa, kaplumbağanın Tanrı Ra’nın düşmanı olduğuna dair de bir kurgu vardır.Bu eski bir lahitteki yazıta dayanır, ”Ra yaşar,Kaplumbağa ölür”. Kaplumbağa ayrıca eski Sümerlilerin takım yıldızları hakkında yaptıkları yorumlarda su tanrısı E-A ile ilişkilendirilmiştir.

Bhagavad Gita der ki, ”Kaplumbağanın bütün uzuvlarını içeri çektiği zaman ki gibi kişi de hislerini duyu-nesnelerinden çektiğinde,akıl tutarlı ve sakin olur.”Kaplumbağa içe dönüp neyin çıkarıldığını(söndürüldüğünü)dikkatlice kontrol etmeyi sembolize eder.

Dünya algısı ancak duyular yoluyla mümkündür.Deneyimler bize gösteriyor ki duygusal tepkileri kontrol etmenin ve nötr kalmanın büyük zorlukları var.Yorumlayıcı olan zihin sadece duyguların mesajlarını boyamakta ve dolayısıyla onları pekiştirmekte çok hızlıdır.Tartışma,zıtlaşma ve düşünce ifadelerinin diğer çeşitleriyle harcanan enerji bütün algı duyularından geçici olarak geri çekilerek onarılabilir veya korunabilir.Başkalarının ihtiyaçlarına gösterilen hassas algı,kendine yönlendirilmiş negatif hassasiyet olan alınganlığın üstesinden gelmeye yardımcı olacaktır.Böylece tartışma görüş alışverişine dönüşür ve fikir ayrılığı başkalarından kendine çevrilir.

Duyguları stabilize etmek için anlaşmazlığın yer aldığı kişisel bakış açısını belirlemek gerekir.Duygusal tepkilerden kaçmak veya uzaklaşmak mümkün değildir, ama zorlayıcı etkileri azaltılabilir böylece kişi daha az incinir olur.Devam eden derin düşünceler yanlış arkadaşlığın farkındalığını ve gizli eğilimlere yönelten istenmeyen etkileri ortadan kaldırır.

Kaplumbağa su kenarında yaşar ve bu yüzden kendi varlık dünyasında yabancı birçok canlıyı kabul etmek zorundadır. Tehlike ortaya çıktığında, kaplumbağa güvenlik için suyun derinliklerine dalar. Negatif eğilimlere yönelim arttığında kişi de aynı şeyi yapmalıdır-meditasyonun derin sularına dalmak ve kendini yakalanmaktan korumak için bütün duyularını geri çekmek.Düzenli meditasyon çalışmaları hem dışarıdaki etkilerden hem de içimizde yükselen negatif özelliklerden özgürleşme duygusu verir.

Bütün uzuvlarıyla içine çekilen kaplumbağa bir kez daha kabuğundan çıkacak, yaşama dönecek ve yiyecek bulacak ve kötü arkadaşın gidip gitmediğini kontrol edecektir.Ayrım kişinin kendisi ya da başkaları için “ayağa kalkmak ”(Tadasana) için “boynunu uzatmak”ta doğru zamanın ne zaman olduğunu karar vermekte; yada kişinin sorumluluğunda olmayan olayların suçunu yüklendiği duyguların zorlayıcı baskısının farkına varmak için gereklidir.Ego her zaman kendisini cazip duruma getirmek için çabalayacaktır.

Dört uzuv ile baş bu pozda sergilenmektedir. Hepsi aynı kaynaktan olmasına rağmen varsayılan beş farklı enerji vardır. Prana düşüncesi oluştuğunda zihinsel bir enerji akışı başlar.Arınmış zihin vücudun bir çok bölümünde ve hayatın bir çok alanında ortaya koymak için prananın akışına izin verebilir.

Bir kaplumbağanın zihninden neler geçer?Ne kadar az biliyoruz.İnsanoğlu kendini ve etrafındaki dünyayı anlamak ve kainattaki yerini bulmak için çok çaba sarf etmiştir.Eğer kaplumbağanın kabuğu gökyüzünün bir sembolüyse ben şu an neredeyim?Üzerimde hangi takımyıldızları var?Göremediğim ama yine de orada olduklarını bildiğim yıldızlar sadece geceleyin görünür olurlar.Karanlık ışığın ve anlayışın cazip olması için gerekli mi……hatta özlemi getirmek için ?

 

YANSIMALAR: KAPLUMBAĞA

İnsanoğlu dünyaya İlahi bir kıvılcım ve belli bir oranda bilinç ve farkındalıkla gelir-sınırlandırılmış ama temel olarak ruhsal yaşama düşman olan zorlu bir çevrede ayakta kalmak için gerekli.Kaplumbağanın kabuğu korunma açısından bir avantaj olmasına karşın birlikte yaşamak için kolay bir şey değildir.Benzer olarak insanlarda içlerindeki ilahi kıvılcımın farkındalığıyla yaşamayı zor bulurlar ve bunu doğru(uygun)davranıştan uzaklaşarak gösterirler.Bir çok insan ruhsal yaşamı arzular ama bu ilahi hedefin peşinde sadece birkaçı tıpkı doğduktan sonra denize ulaşan ve bir daha karaya dönmeyen erkek kaplumbağalar gibi hedeflerine ulaşılırlar.

Vivekananda,Amerika’ya gelen ilk Hint yogi (geçen yüzyılın sonunda) kaplumbağayıöğretilerinde ve yazılarında harika yada acı verici olsa da engellerin üstesinden gelmenin gerekliliğini vurgulayan bir sembol olarak kullanmıştır. Kaplumbağanın uzuvlarını  bir kez içine çektiğinde onu ateşe koyup yaksanız bile dışarı çıkartamayacağınızı belirtmiştir.

Bir aday için dış dünyadan gelen istenmeyen zıt etkileri kontrol etmede sahip olunacak bu tür bir güç ile dayanıklılık ve içsel güçlerin dokunulmamış kalmasını sağlamak kahramanca bir güç gerektirir. Sadece Indriyas’ın (duyularının) gücünün farkındalığına sahip olan kişi isteklerini ve en iyi niyetlerini yıkmak yetilerini hafife almayacaktır.

Ruhsal yaşamı elde etmeyi sorgulamada zekalarını kullanmaktan kaçınma ihtiyacında olanlar kendilerini alt üst ederler.Hatırlamakta yarar vardır ki bir kaplumbağa ters döndüğünde kendini düzeltecek güce sahip değildir ve sonunda ölür. Aklını çelenlere kulak veren arayıcı da dolayısıyla ölmek için İlahi kıvılcıma izin verecektir.Akıl çelen olaylar, nesneler, duygular önce tatlı gelse de sonrasında acı bir tat bırakır ve hatırası da yürek burkacaktır. Sorgulana geleceğin boşluğu da kişiyi bırakıp gitmeyecektir.

Birçok farklı kültürde ortaya çıkan büyük tufanla ilgili güzel ve etkileyici birçok Hint masalı vardır.Hindistan’da dünyayı koruma sorumluluğunu üstlenen Hindu Üçlemesi, Vishnu’nun koruma yönü en üst sıraya sahiptir. Vishnu dünyayı-Mandara Dağını-sırtında taşımak ve çalkalanan sular tarafından yutulmasını engellemek için Kurma-Büyük Kaplumbağa-olmuştur.Öyle görünüyor ki dünya birçok kez fırtınalı sular tarafından zarar görme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Vishnu yaratıcı gücün merhametli yönüdür.Ve o kendi ilahi doğasını,doğuştan gelen kıvılcımı unutan ve yaptığı yanlışları telafi etmek,doğruya çevirmek için tekrar ve tekrar doğarak başka bir şans ihtiyacında olan insan ırkının zayıflığını göz önünde bulundurmuştur.

Kişisel gücümüzü bilgece kullandığımızda psikolojik engeller yok olur ve temeldeki iyiliğimiz,etik ideallerimiz ve sadakatimiz tamamıyla oyuna girer ve bir gün Farkındalıkla taçlandırılacak bir yaşama liderlik eder.

Kral Milinda Nagasena’nın etkileyici ve bir o kadar dokunaklı cevapları olan ciddi sorularına oldukça kafa yormuştur.Kral, Bilgeden her kişinin ulaşması gereken kaplumbağanın beş özelliğini anlatmasını istemiştir. Nagasena kaplumbağanın ilk özelliği için şöyle bir cevap vermiştir;Samimi bir adayın bütün dünyada yaşayan tüm canlıları içine alan (kapsayan) bir kalbe sahip olmaları gerekir ve bu kalp eleştiri, nefret ve kin duygularının ötesinde anlayış ve sevgiyle dolu olmalıdır-çünkü bütün canlıların içindeki Yaşam Gücü Birdir.

Bilge ayrıca kaplumbağa ve arayıcının ortak başka bir karakteristik özelliğini de anlatmıştır.Yaklaşan tehlikeyi ve aklını çelen duyguları görme yeteneğiyle arayıcı kendini meditasyonun derinliklerine bırakır, tıpkı kaplumbağanın kendini suyun derinliklerine bırakması gibi. Kaplumbağa gibi aday da güneşte  yada Bilginin veya bilgeliğin ışığında olma ihtiyacı duyar. Kaplumbağa dinlenmek için toprakta delik kazarken, aday da yansıma ve meditasyon için sessiz bir köşeye çekilecektir.

Eski öğretmenler dünyasal kazançlardan, onur ve övgüden kaçınılması gerektiğinin farkındaydılar. İçsel sükûnet, yansıma ve meditasyon kutsal olmak için ayrılan zamanda yalnızlıkta bulunabilir.Dağlarda bir mağara yada küçük bir kulübe ,şehirde edinilen alışkanlıkları kırmakta yardımcı olabilir. Başka bir düşünce ise meditasyon için ayrılmış bir oda oluşturulmasıdır.Eğer bunların hepsi başarısızlıkla sonuçlanırsa herkesin kendi kalbinin içindeki mağarada veya görünmeyen dünyasında bilginin diğer kaynaklardan yayıldığı bir yer vardır.

Bilge ayrılmadan, Kral şöyle bir sonuca varır; Bu kral için adayın sahip olması gereken kaplumbağanın beşinci özelliğini ifade eder. Kutsanmış olan tarafından,bütün tanrılardan üstün tanrı olan en mükemmel Samyutta Nikaya’da için, kaplumbağa kıssasının Suttasında şöyle denir: ”Kaplumbağanın uzuvlarını kabuğunun içine çekmesi gibi bırak Bhikshu (aday) bağımsız olarak, kimseyi incitmeden zihnindeki düşüncelere gömülsün,kimse için kötü konuşmadan kendini özgür bıraksın.”

Bütün büyük olanlar zaman zaman içlerindeki Tanrısal Kıvılcımı aramak, yaratıcı güçten gelen ruhsal hediyeyi aramak için en içteki benliklerinin kabuğuna çekilmişlerdir. Aday kalbindeki mağaraya saygıyla baktığında, ego zihnin (vücut zihninin) ışıktan kaçmaktan başka şansı olmayacaktır.

Yaşam düz bir çizgi değildir; hareketlidir. Gökyüzüne baktığımızda ufkun eğriliğini (kavisini) görürüz, tıpkı kaplumbağanın kabuğu gibi ve birçok yıldızın ve gezegenin titreşen ışıkları altında dururuz.Sınırların ötesine geçme yolundaki en büyük engel olan kibir, yinelenen soruların cevaplarını aramada bir kum tanesidir; Evrendeki yerim neresidir? Kozmosla olan ilişkim nedir? Ben kimim?

Kaplumbağa pozuna rahatlıkla girebildiğinizde, bütün eski psikolojik problemlerin göğsünüzden ayrılmasıyla kendinize olan güvenin büyük oranda arttığının rahatlatıcı düşüncesine sahip olacaksınız ve sırtınızı kavislendirdiğinizde dünyayı-Mandara dağını-sırtında taşımış olan Kurma’yı-Büyük Kaplumbağayı-anımsatacaksınız.

Kaplumbağanın kabuğu hem onun evi hem de kalıcı bağımlılığıdır. Aynı anda hem özgürlüğü hem de sınırlarıdır. Kişinin Yüce Tanrı Tapınağı dışarıçıkmasını imkansız kılan bağımlılığı olsa ne kadar muhteşem olurdu. Bu da bize bu tür bir bağımsızlığın sadece çok az adayın başarabileceğini hatırlatır.

 

REFERANS NOTLAR: KAPLUMBAĞA

1”.Kaplumbağanın ününü neden Afrika ve diğer halk bilgilerine dayanarak kazandığını görmek hiç de zor değildir. Yiyecek olmadan uzun süre var olabilme yeteneği, öldürülme zorluğu, kendini gizleme kolaylığı, yavaş hareketleriyle gizemli görünüşüyle, sonsuz dikkatliliği, sabrı, dayanıklılığı ve bilgeliği, acımasız mizah anlayışıyla bazı türlerin sihirli ve doğaüstü güçlerini bir araya getirir.“MACULLOCK, Bütün Irkların Mitolojisi bölüm 7,307.

Adsız 5 - KURMASANA TORTOISE (KAPLUMBAĞA POZU)

 

2.”Eski Çin’de gelecek bilgisi sebebiyle kaplumbağanın bütün diğer kurbanların önüne konulduğu dini törenler vardı.”Lİ Kİ,VII.II,17

Adsız 6 - KURMASANA TORTOISE (KAPLUMBAĞA POZU)

Aynı zamanda kaplumbağanın çok zeki olduğuna inanılırdı.Bu dört zeki canlı hangileriydi? Bunlar KhiLin, anka kuşu, kaplumbağa ve ejderhaydı. Ejderha evcilleştiğinde (çamurun içinde yaşayan) Mersin balığı ve diğer bütün balıklar insanlardan saklanamazlardı. Anka evcilleştiğinde, kuşlar onlardan kaçamazdı. Khi-Lin evcilleştiğinde canavarlar uzaklaşamaz, kaçamazlardı. Kaplumbağa evcilleştiğinde erkeklerin duyguları hatalı ders almazdı. (Çevirmenin notu:birçokları tarafından parçadan çıkarılan ders insanların iyiliği rehindir ve refaha giden yolu vadeder.)Ibıd.,vıı.ıv,10.

3.Kaplumbağa ayaklarını ve kafasını kabuğunun içine sıkıştırdığında, siz onu öldürüp parçalara ayırsanız bile dışarı çıkmayacaktır, bu bir kişinin karakteri gibi değişmez bir şekilde kurulmuştur. Kişi kendi içsel gücünü kontrol eder ve kendi isteği dışında hiçbir güç onları dışarı çıkartamaz. Bu süreklilik içindeki iyi düşünce refleksleriyle,zihnin yüzeyinde hareket eden iyi etkilerle, iyilik yapmaya olan eğilim güçlenir ve sonuç olarak Indriyaları (duyu organlarını ve sinir merkezlerini) kontrol ettiğimizi hissedebiliriz. Swami Vivekananda,Karma Yoga ,40.

4.Kral Milinda’nınSoruları,vıı,1,12 (ayrıca bakınız VII,6,3)

5.Ibid.,VII,1,16

6.Çeşitli düşünce okullarından gelen ”Yeniden doğma”(İsa), ”doğuş” yada “doğurma” ifadeleri neyin gerçekleştiğini çok uygun bir şekilde ifade eder.Doğum kazanılan deneyimler biraz endişe verişi olsa da kişinin kendi içinde Işık oluşuna,anlatılmaz güzelliğe verilen isimdir. Psikolojik problemler sebebiyle maruz kalınan engellerin aşıldığı hamilelik dönemi tabiki ağrısız, acısız değildir. Ama sonra kişi görür ki çayırda yürürken görülen vahşi çiçekler hem çok küçük hem de çok alçakgönüllüdür.Sabahın erken saatlerinde öten kuşun şarkısı önceleri baş ağrıtıp uyutmazken birdenbire kulağa müzik gibi gelir. Biri yeni bir hayata doğmuştur. Sonra şu sorular yükselir, ben insan suretinde bir Tanrı yada Tanrıça mıyım yoksa Tanrısal surette bir insan mı?Eğer Tanrının Krallığı içimdeyse ben onun hakimi miyim?

O anlık görüntü, o kısa an, o özgürlüğün nefesi hafızanızın derinliklerinde bir mücevher olur. Oradan Işık üretir ve Kurtuluşla Özgürlük için yürekten gelen isteği güçlendirir.

7.”Kabuğun altı fani dünyadır; o bir bakıma sabitlenmiştir. Sabitliği adeta yeryüzü dünyasıdır. Kabuğun üstü ötedeki gökyüzüdür; sanki kendi sonu eğildiği noktadadır; ötedeki gökyüzünün de sonu vardır sanki eğildiğinde ve kabukların arasında olan şeyse havadır. Kaplumbağa bu dünyalardır; o bu dünyalardır ki mihrabın parçasını oluşturmak için öylece uzanan.”SatapathaBrahmana, bölüm VII:5,1.

Çeviri: Demet Filizkan

VRİSHCHİKASANA SCORPION (AKREP POZU)

Vrishchika bu pozun benzetildiği canlı olan akrep anlamına gelir.Kolların üst kısmı zeminde dinlenirken,bacaklar yukarı kaldırılır ve baş ile göğüs yukarı doğru uzatılır.Bacaklar dizlerden bükülür ve başın taç noktasına değene kadar yavaşça sırtın arkasına doğru alçaltılır.

 

VRİSHCHİKASANA:AKREP POZU

Tehlikeli,fark gözetmeyen,iğneler,ağrı,güçlü,koruyucu,sihir,taç,denge,

yetenek,güç,tanrıların içkisi(nektar) ve ölümsüzlük yemeği,Bilincin yüceltilmesi,kendini yüceltme,ödül,incinmek,merhamet,cömertlik,zamanı değerli kılan,cinsel aktivite.

İlk olarak birçok acının gerçekleşmesi başka insanların incitilmesiyle oluştuğu  düşünülse de sonra anlaşılır ki kişisel acılar geçmişte fark edilmeyen bağımlılıkların ve kibrin bir sonucudur.

Tanrıça Selket’in merhameti en fakir köylü kadından hükümdar kraliçeye kadar bütün kadınlara sunulmuştur.İnananları ona döndüğünde onlara sağlık verirdi,doğumda destek sağlardı ve tüm ihtiyaçlarını karşılardı.Kadınları cahillikten kurtarmayı kendi kutsal potansiyellerini farketmelerini istiyordu.Bu aynı zamanda Bakire Meryem’de,Tibet Budistlerinden Tara’da,Çin’de ve Japonya’daki KwanYin’de görülen merhametin aynısıdır.Onlar doğanın ve üremenin inanılmaz baştan çıkarma gücünü ve içgüdülerin üstesinden gelmek için bilincin ne gerektirdiğini biliyorlardı.

Akrebin iğnesiyle cinsel ilişki arasındaki ilişki ise kadınla erkek arasındaki ilişki ile kolaylıkla anlaşılabilir.Erkek için seçim kadınınkinden farklı değildi:üremek için ya kadının rahmine tohumlarınıbırakır(bu yüzden Eski Ahitte erkeğe ekici/tohumlayıcı denirdi.)ya da Kutsal Bilgeliğin rahmine girmeye ve bütün içgüdüsel güçleriyle Kutsal Anneye teslim olurdu.Böylelikle ondan içgörü,üçüncü kulakla duyabilme yeteneği ve fiziksel zevkle ruhsal haz deneyimleri arasındaki farkı ayırt edebilme gibi hediyeleri olacaktı.

Kutsal Anne ona bağlı olanı hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmazdı.Onu  bilincinizin tapınağında yani bedeninizde bulabilirsiniz.

REFERANS NOTLAR:AKREP

1.Akrebin saldırgan ve tehlikeli doğası ona Eski Mısır’da kötülüğün ve karanlığın koruyucusu ününü kazandırmıştır.”Chuchward,İlk İnsanın İşaret ve Sembolleri,103

2.Selket Tutankamun’un mezarını koruyan zarif heykellerdeki dört tanrıçadan biridir.
Adsız 3 - VRİSHCHİKASANA SCORPION (AKREP POZU)

Akrep Takımyıldızı

Çeviri: Demet Filizkan

Utthita Trikonasana

“Akıl, ruh ve beden bir bütün olmalı:

Birinin içinde üçü, üçünün içinde biri.””

B.K.SIyengar

 

Utthita Trikonasana

ÜÇGEN

Bu pozun uygulanması ile bedenin ve onun çevresindeki dünyanın nasılda birbiriyle bağlantılı olduğunu tekrar görmek büyüleyici. Bu üçgen duruşu güçlerin etkileşiminin üç kısmınadikkat çekmektedir: bağımlılık, dayanışma ve etkileşim.

Üçgen, tüm dünyada pek çok biçimde ortaya çıkmaktadır. Mantık insanları, üç parçadan oluşan bir ilişki içerisinde dili anlarlar – bir söyleyen, söylenen söz ve sözün söylendiği bir kişi vardır. Dinde, üçü bir arada olduğu düşünülen Tanrıya triune (üçlü) denir. Bu anlayış, özel yeterliklere sahip ya da dünyaca ünlü üç kişiden oluşan grupların olduğueski dönem Roma hükümetinde oluşturulan üçler erki ile de bağlantılı olabilir. Deniz Tanrısı Neptün’ün, gücünün simgesi olarak üç çatallı zıpkını vardır ve antik Romalılar savaşlarda üç dişli mızrak kullanırlardı.

Bir üçgenin özellikleri güç, ağırlığı desteklemek ve baskıya direnme becerisidir ve bu nedenle üçgen prensibi inşaat sektöründe yoğun olarak kullanılmaktadır. UtthitaTrikonasana’da ne kadar destek verebileceğiniz ve baskıya ne kadar iyi direnebileceğiniz konusunda kendinizi sorgulayabilirsiniz.

UTTHITA TRIKONASANA: Genişletilmiş Üçgen Duruşu

Bağımlılık, dayanışma, etkiletişim, birin içinde üç, güç, yücelik, irade, dayanıklı, destekleyici, baskıya direnme, dayanıksız, gergin, tehlikeli, çöküş, kaygılı

Net fotoğraflar elde etmek amacıyla kamerayı sabitlemek için fotoğrafçılar tarafından kullanılan üçayaklı sehpa, yapı itibariyle üçgen şeklindedir. Bu pozu uygularken fiziksel denge sağlandığında, denge ihtiyacı duyduğumuz, hayatın tüm alanlarında daha net bir resim ortaya çıkacaktır. Köken itibariyle, üçayaklı sehpa ateş üzerinde yemek pişirmek için kullanılan üçayaklı bir kazandı.Bir Yogini, üç alanda beslenmeye ve gelişmeye ihtiyaç duyar: beden, akıl ve ruh. Gıda, çoğu insan için daha önemli bir konudur ve genelde beden iyi bir şekilde beslenir. Aynı şekilde, duygular da her fırsatta gıdalarını alırlar ve sıklıkla insanlar birbirlerinin duygularından beslenirler. Aklın gıdası genellikle zekâdan gelir ancak Tanrıyla irtibata geçilen yeri de kapsayan ve nadir olarak beslenen aklın bu kısmına yaygın olarak ruh denir.Ruhsal gıda, meditasyon, ibadet ve Tanrıya yansıyan diğer tüm şekillerden gelir: Hristiyanların Kutsal Üçlüsü – Baba, Oğul ve Kutsal Ruh- ya da Hinduların Kutsal Üçlüsü – Brahma, Shiva ve Vishnu.

UTTHITA TRIKONASANA: Genişletilmiş Üçgen Duruşu

Üçayaklı, sabit, denge, duruş, doğru odaklanma, net resimler, açılar, kazan, besleyici gıda, beslenme – beden, akıl, ruh; duygulardan, yansımalardan, meditasyondan, ibadetten, kutsal üçlüden beslenme

Günlük insan ilişkilerinde, baba, anne ve çocuk üçlüsü vardır. Geçmiş zamanlarda yeni doğan yaşama oranı, ilkel koşullar nedeniyle azdı bu nedenle canlı üçüz doğumları Tanrının özel bir lütfu olarak görülüyordu.

Üç tekerlekli bir bisikletin üç tekerleği sürücünün dengede kalmasına yardımcı olur. Ancak bu pozu yaparken bedenin, bacakların ve kolların yüksekliği uzunluğu ve genişliği belirleyici faktörlerdir. UtthıtaTrıkonasana’nın ahenk içinde yapılabilmesi kişinin dengeli ve uygun şekilde odaklanmış olduğu anlamına gelmektedir.

YANSIMALAR: ÜÇGEN

Zafer takları – gücün simgeleri, üç kemerli anıtsal yapılar- elde edilen zaferlerin anısına inşa edilmiştir. Ancak, zaferler kendi benliklerini değil de başkalarını fethettiklerinde kutlanırdı.

Eğer bir üçgen bir daire içine yerleştirilirse, tüm uçları daireye değer. Çok yönlü bir gelişim başarma çabasında olan beden, akıl ve söz eninde sonunda düz çizgileri bir dengeye getirecektir. Bu gerçekleştiğinde, yogini mükemmel dairenin içinde olacaktır.

Farklı düzenlerdeki üç çizgiye trigram denir, Çin ve Japon kehanetlerinde de kullanılmaktadır. Meşhur YiÇing’inmucizeleri (burayı tam okuyamadım) faydalı olsa da, derinlere inme ve kişinin iç kaynağına dokunma ihtiyacının yerini alamaz.

İsa, müritlerine, kendisinin de olacağı ikinin ya da üçün bir araya geleceği yeri hatırlatmıştır. Ayrıca, üzüntüyle Peter’a“Üç kez beni inkar edeceksin” demiştir. Bu uyarı, diğer inanışlarda da ortaya çıkmaktadır. Yogini, pozun vadettiği dengeyi yakalamak, diğerleri ile merhametle bir araya gelmek ve ruhsal birleşme (evlilik) durumuna gelebilmek için bu uyarıyı önemsemelidir.

Trilyumu geliştirmek ve beslemek için, üç geniş beyaz taç yaprağı ile üçlü zambak saf bir kalbin, saf bir bedenin ve saf bir aklın sembolünü beslemektedir. Kalbin meskenine doğru üç adım atmak sevgi ve merhametin olgunlaşmasını sağlayacaktır.

Ankh, Mısır Haçı, Yaşam Gücünün, prananın ve farkındalık gücünün sembolüdür. Bedenin müzikal üçlüde, üç kutsal çalgıyla – vina, flüt ve davul- rekabetin titreşimlerini dengeleyen kutsal müzikle dans etmesine izin verir. Üç çatallı asayı tutan Yoga Tanrısı Shiva, ona tapanlara Satchitananda (gerçek, bilinç ve mutluluk) olma durumunu vadeder. Ama tapınmak nedir? Bedenin, ruhani bir araç olarak ve aklın bir başka dünyayla köprü olarak Kurtuluşa –Satchitananda – adanmasıdır.

Yoga Ustası B.K.S Iyengar bu pozu, fiziksel denge, poz duygusu, bir sonraki aşamaya zıplama gibi çabuk hareketleri ve doğru odağı vurgulayarak pek çok kesite ayırarak geliştirmiştir.

ParivrittaTrikonasana (Üçgen Dönme Duruşu)

Sezen Tuba Çubuk

 

YOGA ESNASINDA DUYGUSAL ÇÖZÜLMELER

Yoga atletik değil ruhsal bir sistemdir. Asanalar ruhsal dönüşümüzü sağlayabilmek için enerji bedenimizi doğrudan etkileyecek şekilde yapılmıştır. İnsanlar yogaya zayıflamak, sağlıklı kalmak veya gevşemek için başlıyorlar ancak yoganın asıl amacı ruhsal gelişimdir. Bu gelişim bedenin içinde bloke olmuş enerjilerin çözülmesini sağlar. Aslında ne zaman bedeniniz üzerinde çalışsanız zihniniz ve ruhunuz üzerinde de çalışıyorsunuz demektir. Bu da beden ve zihin arasındaki köprüdür.

Bu da yoga yaparken duygularımız aracılığı ile duygularımız ile çalıştığımız anlamına geliyor ki duygusal çözülmeler olağandır.

Çocukluğumuzda bir şey olduğu zaman bedenimiz devreye girer. Buna travma denir. Beden tüm varlığı korumaya alır. Bu koruma ile sanki beden tüm varlığı acı çekmekten korumuş olur. Özellikle duygusal acı çocuklar için çok ağır gelir çünkü bununla nasıl başa çıkacaklarını bilmezler. Ve beden kendini kapatmaya başlar. Çünkü eğer böyle yapmasaydı ölürdü. Ancak beden bu koruma işlemini acı geçtikten sonrasına kadar devam ettiriyor. Acı verici deneyimler küçükten büyüğe, geçiciden kalıcıya kadar geniş bir yelpaze çizer. Batı dünyasında bizler beden hafızasını tam anlamıyoruz.

Beden zihin bağlantısı

Yogada beden zihin ve ruh arasında bir ayırım yoktur. Bu üçlü bir birlik içinde var olurlar. Zaten’’ birlik’’ yoganın kelime anlamıdır. Sizi zihinsel ve ya duygusal olarak rahatsız eden şey bedeninizde de ortaya çıkar. Yogada bedeniniz üzerine derinlemesine çalıştıkça da duygusal tıkanıklıklar çözülmeye başlar.

Yogaya göre bizi’’ aydınlanmaktan’’ yani samadhiye ulaşmaktan alıkoyan bedenimizde tuttuğumuz duygu ve düşüncelerdir. Bedendeki herhangi bir rahatsızlık bizim bilinç seviyemizde yaşamamızı engeller. Asanalar bize bu yolu açmak için tasarlanmış yollardan sadece biridir. Zihnimizi odaklayarak bedenimizde gerilime neden olan duyguların boşalmasını sağlar.

Eski yogiler duygusal çalkantıların zihin, beden ve ruhta barındığına inanırlar.

Meseleyi zorlamak

Yoga eğitmenleri matın üzerinde zor duyguları ayaklandırmanın verimli olup olmayacağı konusunda farklı düşüncelere sahiptirler. ‘’Bir asana sırasında duygusal boşalma için uğraşılmamalıdır ancak bu yine de olursa iyi bir şeydir.’’Çoğu eğitmende böyle düşünür.

‘’Patanjali’nin yoga sutralarına göre bir asana sırasında oluşan bir boşalımda yapılacak şey pozisyonun içine gevşemek, nefes düzenlemek ve kendi özünde merkezlenmek için sonsuza odaklanmak.’’

‘’Bir öğrenci bir duygu yükselmesi yaşarsa, eğitmen bunu sessizlikle, yargılamadan, gözlemleyici bir Buda tavrı ile izlemelidir. Bu şekilde eğitmen öğrenciye hisleri ile özdeşleşmemeyi öğretecektir. Ayrıca öğrencilerin psikolojik desteğe ihtiyaçları olup olmadığı anlamak için dikkat edilmesi gerekir.

Biz buraya kendimizi değiştirmeye değil kim olduğumuzu görmeye geldik. Duygusal boşalım travmatik değil fiziksel ve ruhsal aydınlatıcıdır.

Şerife Karahançer

Karuna yoga kurucusu

Yoga Eğitmeni

Yoga ve Bisiklet

Sadece fiziksel aktivitelerle ya da beslenme biçimlerimizi değiştirerek türlü diyetlerle zayıflamanın gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Oysa sadece hareketlerle değil, uygulanan tüm teknik ve geliştirilen tavır da zayıflamaya katkı sağlar.

Bir yoga eğitmeni olarak yoga hakkında araştırma yapan, yogayı merak eden ve ders alıp farkında lığını arttıran farklı gruplara mensup çok sayıda insan bulunduğunu gözlemledim.

Yoga, daha harika görünmemize ve kendimizi, bedenimizi gevşetip, güçlendirmemize,  zihnimizle ilgili bildiklerimizi ve farkında lığı arttırmamızda, yaşam kalitemizi yükseltmemize, nihai bir amaç ve hedefimiz doğrultusunda evrenle bütünleşmemize ve bu uzun yolda yürürken karşımıza çıkan tüm noktaların derinlemesine farkında olup bunları sevgiyle kabullenmemize, dünyayı bakış açımızı değiştirmemize yardımcı olan eşsiz bir yoldur.

Evet, bu bir yoldur. Gerçekten yürümek istediğimiz bir yol. Bu yolda yürümek ile yolu bilmek arasındaki fark; bizim algılarımızı ve yoga ile bildiklerimizi derinden değiştirebilecek nitelikte olan o ’’şey’’ dir. Gelin hep birlikte bu yolun en başında olan ve bizim için önemli bir unsur olan bedenimizdeki zayıflamanın, sağlıklı kalmanın “bisikletle yoga” ile nasıl mümkün olabileceğini görelim.

Bisiklet kullanıcılarının bisikleti sürekli dengede tutabilmek için pedal çevirmeleri vücuda basınç ve stres uygulamaktadır. Bisiklet sürmenin iyi bir egzersiz olduğu tartışılamaz; fakat bisiklet sürerken vücudun devamlı statik bir pozisyonda sabit durması vücudun güç ve esneklik kaybetmesine neden olmaktadır.

Eller gidona uzanırken ince bir koltuğa adeta çivilenmişçesine bağlıyken sürekli karşıya bakarak yolu izleyen başı taşıyan gergin boyun ve tüm kasları gerilmiş bir omurgayı gerektiren bu spor, yorucu bir sürüşün ardından bir sonrakine hazırlanmak için vücudu rahatlatmak ve esnetmeyi zorunlu kılmaktadır.

Bisiklet kullanırken oturmanız gerek; insan vücudu için en kötü pozisyon! Bu bölgelerde kalçaları, sırtı, omuzları ve boyunu, tıkanıp kalan stresten kurtulmak için dayanıklılığı artırarak açmak gerekir.

Yoga, sadece esnek kadınlar için değil; seçtiği pozisyonların kas ve tendonların hem sıkılığını hem esnekliğini artırarak bisiklet kullanmakla gelen rahatsızlık ve zayıf postur (duruş) problemlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışma sistemi olması nedeniyle herkes içindir.

Postur kaslarının güçlenmesini sağlar. Uzun vadede ise yoga, koordinasyonunuzu, hafızanızı ve konsantrasyonunuzu geliştirir. Bisikletle uzun, sağlıklı bir yaşam sürmek için, yoga ile dengeleme çalışması yapabilirsiniz.

Yoga yaparak, daha derin ve daha yavaş nefes almayı öğreneceksiniz. Bu durum ciğerlerinizin fonksiyonunu arttırmaya yardımcı olacak ve vücudun rahatlamasını sağlayacaktır.

En iyi sörfçülerin ve yüzücülerin düzenli olarak yoga yapıyor olması tesadüf değil. Bisiklet performansını artırmak için yoga ile destekleyebilirsiniz. Bunların sırrı yoga matınızda gizli olabilir. Gittikçe daha fazla atlet, performansını geliştirmek için yaptığı sporu yoga ile tamamlıyor. Çünkü bu sporcular, yoganın güçlerini, esnekliklerini, dengelerini ve zihinsel kontrollerini daha da arttırarak, yaptıkları sporda daha iyi olmalarını sağladığını ve sakatlık riskini azalttığının farkında.

Yoga, bisikletin mükemmel bir tamamlayıcısıdır. Bu çalışma programı, doğru bir bisikletçi formu için vazgeçilmez olan merkez bölgesini güçlendirir ve gergin omuzları, sırtı, kalçaları ve bacakları rahatlatır. Vücudunuzdaki kasları, tendonları ve ligamentleri uzatarak, daha esnek olabilirsiniz de.

Haftada tek bir yoga dersi bile dengenizi ve koordinasyonunuzu arttırmanın yanı sıra gücünüzün, esnekliğinizin ve iyileşme süreçlerinizin gelişmesine yardımcı olabilir.

Bisiklet sürmeyi yaratıcılığınızla keyifli hale getirebilirsiniz.  Nasıl mı?

  • Pedal çevirirken nefes aldığınızın farkında olabilirsiniz.

Farkında Nefes Almak, meditasyonun temel alıştırmalarından biridir. Nefese odaklanarak gerçekleşen bu meditasyon yöntemi, psikoterapi içerisinde de kullanılmaktadır. Nefesimize odaklanmak önemlidir, çünkü nefesimiz aracılığı ile o andaki duygularımız, bedensel duyumlarımız ve düşüncelerimiz ile temas edebiliriz. Nefes almak  şimdiki anı yaşamamıza yardımcı olan bir rehberdir. Farkında Nefes Almak, ayrıca günlük stresler karşısında rahatlamamıza da yardımcı olabilir.

  • Yokuş aşağı inerken Bhastrika pranayama yapabilirsiniz.

Yüz kaslarınızı gevşetin. Göz yuvarlaklarını gevşetin. Gözlerinizi peri ferik bakış açısıyla pasif halde tutun. İçinize bakın. İç kulaklarınız uyanık ve tetikte tutun. Nefes vererek akciğerlerinizi tümüyle boşaltın. Karnınızı içe çekerek ve diyaframı yukarı iterek çabuk ve güçlü bir biçimde nefesinizi alın. Karnınızı içe çekerek ve diyaframı yukarı iterek çabuk ve güçlü bir biçimde nefesinizi verin. Solunum ritmik olmalıdır. Nefes alış verişlerini diyaframın hareketiyle senkronize edin. Bu çalışmayı 4-8 kere tekrarlayın bu bir turdur.

Metabolizmayı hızlandırarak, zayıflama sürecini destekleyen nefes tekniğidir.

  • Cat- cow nefesi ile sırtınızı rahatlatabilirsiniz.

Elleriniz gidonun üzerinde durun, omurganızı aşağı, yukarı sağa ve sola daireler ya da sekiz çizer gibi çevirin. Omurganız asimetrik olarak uzasın ve gevşesin.

  • Spinal twist yapabilirsiniz.
  • Virabhadrasana III kısalan kaslarınızı uzatıp rahatlayabilirsiniz.

 

Vriksasana

bisiklet 2 231x300 - Yoga ve Bisiklet

 

 Natarajasanabisiklet1 300x272 - Yoga ve Bisiklet

 

Pedal Çevirenlerin için bu yoga sınıfının ana amacı bisiklet sporcularının performanslarını maksimum seviyeye çıkarırken aldıkları keyif ve eğlenceyi arttırmak.

  • Pedal çevirirken kullanılan öncelikli kasları esneterek maksimum verim alabilmek.
  • Gerginleşen kasları rahatlatarak esneklik, maksimum kas uzunluğu, güç ve sürüş konforunu arttırmak.
  • Omurgayı güçlendirerek bacakların asıl güçlerini aldığı sağlam bir temel oluşturan oturma pozisyonunu sağlamak.
  • Bisiklet sürmenin getirdiği acı, tutulma gibi yan etkileri ortadan kaldırarak sürüşün gerçek bir atlet performansında yapılabilmesi.
  • Vücudun güçlenmesini sağlamak.
  • Vücudu yanal hareketle tanıştırarak bisiklet sürerken sürekli kullanılan doğrusal duruşu kırmak; ayrıca boyun, omuz, kalçalar ve dizlerde oluşan basıncı azaltmak.
  • Bisiklet sürerken olabilecek yaralanma ve hastalıkları önlemek.
  • Sinir sistemini harekete geçirmek ve dengesini sağlamak.
  • Akciğer kapasitesini geliştiren nefes egzersizleri yapmak.
  • Sürüş sonrası iyileşmeyi hızlandırmak.
  • Sürüş güvenliği için gerekli olan keskin dikkat ve odaklanmayı yoga egzersizlerin temeli olan temiz bir zihinle oluşturmak.

Şerife Karahançer

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ABHYASA VAIRAGYA

SWAMİ JNANESHVARA’DAN ABHYASA VE VAIRAGYA HAKKINDA

Abhyasa (pratik) ve vairagya (bağlanmama) tüm yoga sisteminin en özündeki iki prensiptir.

Abhyasa – pratik

Abhyasa kalıcı bir huzur hali oluşturma ve geliştirmede çabasız tutum geliştirmektir. Bu halin herhangi bir kesintiye uğramadan uzun süre devam etmesi gerekir. Pratikte derinleşme bu şekilde, kendi varlığının özünü direkt deneyimlemek suretiyle gerçeklelşir.

Vairagya- Bağlanmama

Bağlanmamak ancak gerçek Ben’i bulutla örten bağımlılıkların, korkuların, hoşnutsuzlukların ve yanlış kimliklerin bırakılmasıyla gerçekleşir.

İkisi birlikte çalışırlar. Pratik sana doğru yolu gösterirken, bağlanmama da bu içsel yolculukta karşına çıkabilecek acıların ve zevklerin seni yolundan caydırmasına izin vermez.

Diğer tüm yoga uygulamaları bu iki prensip üzerine dayanır. Bu birbirine eş uygulamalar sayesinde ancak aklın tüm seviyeleri üzerinde hakimiyet kurulabilir ve gerçek Ben deneyimlenebilir.

Kişinin yaşamında bireysel hareketlerinde, konuşmalarında ve düşüncelerinde seçebileceği iki farklı yol vardır. Biri gerçeklik ve doğruluk üzerine, benliğin ve kişisel farkındalığın üzerinedir. Diğer yol ise tam zıttı olarak, kişiyi yüce deneyimlerden alıkoyan yaöa biçimi, hareketler, konuşmalar ve düşünceler üzerinedir.

Abhyasa, kişinin sadece yaşam tarzı, davranışları, konuşmaları ve düşüncelerinde değil, ruhsal uygulamalarda da olumlu yoldan uzaklaşıp olumsuz yöne gitmesini engeller.

Vairagya ise kişiyi bağımlılıklardan ve aklı bulandıran şeylerden uzak tutar.

Ayırt etmek anahatrdır. Bağlanmamayı geliştirmek ve pratik yapabilmek için, hangi davranışların, konuşmaların ve düşüncelerin seni doğru yolda tutup hangilerinin seni yoldan çıkaracağını ayırt edebilmek gerekir. Kişisel yolculukta kullanılabilecek incelikli bir araç ve pratiğin temelini oluşturmada temel oluşturur bu ayırımı yapabilmek.

Abhyasa pratik demektir ancak çok geniş bir alanı kapsar. Davranışlarda altenatifler arasından en akıllıca olanını seçmeyi de kapsar. Aklın en huzurlu halini oluşturacak şekilde kararlar vermeyi de. Çünkü anlamının kapsadığı geniş alanlaki her şey, kişisel farkındalığa daha derin ve ustaca ulaşmaya yardımcı olur. Pratik olaraka abhyasa, sadhana kelimesiyle karıştırılmamalıdır. Sadhana da pratik demektir ancak daha spesifik olan; kişinin bedeniyle, nefesiyle ve aklıyla daha spesifik metodlar ve tekniklerle dış dünya ve diğer insanlar üzerinde çalışmasını içerir. Örneğin yoganın sekiz basamağı sadhanadır.

Abhyasa ile çalışma: Abhyasa huzur halini oluşturan tüm pratikleri içerir. Her seviyede, en dışsal en dünyevi olan davranışlardan, Abhyasa ile çalışmak için en kolay yol, bütün olandan başlayıp sübtile doğru yol almaktır.

Bunun için sessiz bir şekilde oturun. Bir kağıdı iki sütuna ayırın ve kişisel yaşamınızdan yansımaları yazın

Sabit, kararlı ve sürekli dinginlik ve huzur hali yaratan davranışlar, konuşmalar veya düşüncelerden şunları daha fazla yapmalıyım: Sabit, kararlı ve sürekli dinginlik ve huzur halinden uzaklaştıran davranışlar, konuşmalar veya düşüncelerden şunları daha az yapmalıyım:
 1)_______________
2)_______________
3)_______________
4)_______________
5)_______________
6)_______________
7) _______________
 1)_______________
2)_______________
3)_______________
4)_______________
5)_______________
6)_______________
7) _______________

Sütunun sağ tarafına muhtemelen kişisel yolculuğunda yeri olmayan zararlı alışkanlıklarını yaz. Sol tarafına ise muhtemelen yoga ile ilgili olan ve kişisel yolculuğunda yararlı olan pratiklerini yazacaksın. Bu alıştırma, meditasyon için sağlam bir temel oluşturacaktır. Sol sütuna yazdıklarınız doğrultusunda yaşamınızla ilgili alacağınız kararlar ve enerjinizi bunlara yönlendirmeniz, sağ sütuna yazdıklarınızın zamanla gözden kaybolmasını sağlayacaktır.

Pratiğini ne zaman ki uzun süreli, kesintisiz, içten bir adama ile yapıyor hale gelirsin, işte o zaman köklenmiş, durgun ve sağlam bir temel oluşturursun.

Yoga meditasyon halidir. Yoga meditasyonu yaşamının en önemli prensiplerinden biri, pratiğe ara vermeden devam etmektir. Genelde bir meditatör pratiğe başlar, birkaç hafta veya birkaç ay devam eder ve bir süre sonra hayatla ilgili bir gaile yüzünden bir süre durur. Sonra yeni baştan başlar. Yeniden başlamak her ne kadar iyi olsa da, hiç ara vermeden yapabileceğin daha rahat bir pratik geliştirmek daha yararlıdır. Günde 2-3 saat pratikle başlayıp yaşamsal faaliyetlerden dolayı ara vermek zorunda kalmak yerine daha kısa süreli ama düzenli pratik yapmayı seçebilirsin. Olur da yoruldum, sıkıldım vb bahanelerle pratiğine ara vermek istersen şunu düşün: her gün yemek yiyor, uyuyorsun. Tuvaletini her gün yapıyorsun. Her gün başka insanlarla dedikodu yapıyorsun ve olumsuz düşünceleri her gün aklından geçiriyorsun. Eğer her gün bunları yapabiliyorsan, seni huzura ulaştıracak pratiğini de her gün herhangi bir mazeret bulmadan yapabilirsin. Ve bunun sonu yok. Ta ki bir gün, pratiğin sağlam temeller üzerine kurulu, zarif ve hayatının bir parçası haline geldiğinde, yüzünde bir gülümseme belirecek ve anlayacaksın ki hayatının en değerli şeyi olmuş.

Davranış Geliştirme

Abhyasa ve vairagya sende satkara’nın gelişmesine sebep olacak. Satkara; özveri, samimiyet, saygı, olumlu tutum ve doğru davranış demektir. Her gün yapabileceğin seviyede ve sürede bir pratiği alışkanlık edindiğinden satkara çok daha kolay gelişecek. Böylece kalbinde bir defa parıldayan meditasyon ışığı, zaman içerisinde hayatına ruhani boyutta yön veren bir rehber haline gelecek.

Her şey dikkat ile başlar

Yoga meditasyon biliminde dikkat kritik bir konudur. Kendini nezaketle sevme yolunda dikkat en önemli formüldür. Keskin, net, gayretli dikkat ile uzun süreli ve kesintisiz pratik mümkün olabilir.

Sevgi, sevdiğin her şeyi bıraktığında geriye kalandır.

Bırakmak ve üstlenmemek

Bağlanmamayı anlatmanın en kolay yolu; bırakma sürecidir. Bağımlılıklarımızı ve nefretlerimizi bırakmayı kademeli olarak öğreniriz. Zihnin bağımlılıklarından katman katman kurtuluruz. Ancak bağlanmamanın ilk koşulu, bağımlılıkları bırakmak değil, ilk baştan üstlenmemektir.

Bağlanmama bastırma değildir

Bağlanmama, isteklerin, arzuların veya duyguların bastırılması demek değildir. Uyanış, bağımlılıkların farkına varmakla başlar.

Bağlanmama durmaktır

Bağlanmama felsefesini duyup yanlış yorumlayarak ve kendini kandırarak “bağlanmıyorum” demek kolaydır. Bu bağlanmamak demek değildir. Zihnin bağımlılıklarını gerçekçi bir şekilde görmek ve içsel ve dışsal yoga meditasyonu ile sistematik olarak bu göz boyamalardan kurtulmayı öğrenmektir.

Bağlanmama tarafsızlık (kayıtsızlık) değildir

Bağlanmamabir şey yapma hali değildir. Bir şey yapmama hali de değildir. O şey her ne ise artık aklını ilk etapta meşgul etmiyor, dikkatini çekmiyor demektir.

Sigara içmeyi yıllar önce bırakmış iki insan düşünün. Birinci kişi hala sigaraya bağlı, her sigara gördüğünde sigara içmeyi arzuluyor. Bu arzusu karşısında direnmesi ve bu şekilde sigara içmemesi durumuna (detachment) kayıtsızlık denir. İkinci kişi de eskiden sigara içiyordu ama artık sigara gördüğünde herhangi bir tepki göstermiyor, arzusu tamamen ortadan kalkmış hem bilinç hem de bilinçaltı seviyesinde. Bu duruma bağlanmama denir. Bağlanma hali bırakılmış değildir, yoktur.

Bağlanmama katmanlar boyunca derinleşir

Patanjali’ye göre bağlanmama varlığımızın daha derin katmanlarına indikçe kademeli olarak artar.Bağlanmamaya öncelikle günlük yaşamdaki nesnelerle ve insanlarla yani daha yüzeysel seviyede başlarız ancak pratiğimiz derinleştikçe psişik veya süptil güçleri ve deneyimleri de içeren bir hal alır. Sonunda görürüz ki tüm bunlar bireysel farkındalık yolculuğumuzda dikkatimizi dağıtmaktan başka bir işe yaramaz ve bunları da bir kenara bırakırız.

Vairagya ila çalışma: Vairagya veya bağlanmama, siyah ve beyaz kadar veya olmak veya olmamak kadar net değildir. Genellikle aşama aşama gelişir.

Bağlanmamayı daha iyi anlamak için bağımlılıklar ve iğrenilen şeyler ile ilgili kişisel örnekleri keşfetmekte fayda var. Bir kağıt üzerine aşağıdaki sütunları çizin ve sadece şu anda değil geçmişinizde de bırakmayı deneyimlediğiniz şeyleri yazın.

Bağımlılıklar ve iğrenmeler
Bağımlı olduğum, cazip bulduğum, bana faydası olmayan ve bırakmam gereken düşünceler, inançlar, fikirler, insanlar, kurum veya kuruluşlar: İğrendiğim, bana faydası olmayan ve bırakmam gereken düşünceler, inançlar, fikirler, insanlar, kurum veya kuruluşlar:
 1) ______________ #:___
2) ______________ #:___
3) ______________ #:___
4) ______________ #:___
5) ______________ #:___
6) ______________ #:___
7) ______________ #:___
 1) ______________ #:___
2) ______________ #:___
3) ______________ #:___
4) ______________ #:___
5) ______________ #:___
6) ______________ #:___
7) ______________ #:___
 #işaretiyle belirtilen yerlere de bağımlılığın veya iğrenmenin derecesini yazın 1 ile 10 arasında (10 en yüksek)
Eski bağımlılıklar ve iğrenmeler
Bıraktığım eski  bağımlılıklar: Bıraktığım eski iğrenmeler:
 1) ______________ #:___
2) ______________ #:___
3) ______________ #:___
4) ______________ #:___
5) ______________ #:___
6) ______________ #:___
7) ______________ #:___
 1) ______________ #:___
2) ______________ #:___
3) ______________ #:___
4) ______________ #:___
5) ______________ #:___
6) ______________ #:___
7) ______________ #:___
# işareti ile belirtilen yere bağımlılığın veya bırakmanın 0 ile 10 arasındaki derecesini yazın. Düşük rakamlar o bağımlılığın veya iğrenmenin bırakılmasını güçlendirecektir. Eğer geçmişte bazı şeyleri bırakabildiyseniz şimdi ve gelecekte de bunu yapabilirsiniz ve yoga meditasyonunuz bu süreçte faydalı olacaktır.

 

Bağlanmamanın 3 seviyesi

Vairagya 3 seviyede gerçekleşen sistematik bir süreç olarak düşünülebilir.

  1. Gerçek dünya: Günlük yaşantımızda zihinsel izlenimlerimiz bağımlılıkların veya iğrenmelerin çeşitli şekilleriyle ve çeşitli derecelerde boyanır. Bu ilk seviye bu esaretlerden özgürleşmeyi ve daha derin bir içsel huzuru deneyimlemeyi geliştirir.
  2. Her şey arasında: Gerçek dünya ile ruhani dünyanın katmanları arasında bir çok nesne vardır. Zihin durdurulduğunda bu süptil seviyeler keşfedilir ve bağımlı olmamak ile ayırt etmek arasında bağ kurulur. Örnek olarak meditasyon yaparsın ama pranik enerjiye, beş elemente, duyulara bağımlı olmazsın.
  1. Subtlest building blocks: Burada guna’lar bulunur. Üst seviyede bağımlılıklardan kurtulma vardır yogi için.

Fiziksel evren de katmanlardan oluşmuştur. Bunlar; partiküller (protonlar, elektronlar, nötronlar), atomlar, moleküller, bileşimler ve nesnelerdir. Partiküller atomu, atomlar molekülleri, moleküller bileşimleri, bileşimler nesneleri oluşturur. Bağımlılıklarından ve iğrenmelerinden partikül seviyesinde serbest kaldığını düşün. Bu seviyeye ulaştığında fiziksel dünyanın diğer tüm nesnelerinden de serbest bırakabilirsin kendini.

SWAMİ KRİSHNANANDA’DAN VAİRAGYA HAKKINDA

Duyarsızlığın (dispassion) 3 hali vardır eskiler tarafından bize öğretilen.

Birincisi; Bir cenaze töreninde cesedin yakılmasını izlerken bir iğrenme hissedersiniz. Ölen kişi yakılmış, külleri savrulmuş, rüzgara karışmıştır. Artık yoktur. Nerede olduğu bir muammadır. Geriye külleri kalmıştır. Ne acı diye düşünürsünüz, ne yazık, benim de kaderim bir gün böyle olacak. Bu vairagyadır, smasana vairagyadır -ölü yakma yeri vairagyası. Sonra eve dönersiniz ve evinizin sıcak atmosferi size hissettiklerinizin yarısını unutturur, işler çok da kötü değil dostum der, her şey geçti. Birkaç gün sonra düşünceler daha tatmin edici, rahatlatıcı ve mutluluk vericidir. Vairagya artık gitmiş yerini tarafsızlığa, duyarsızlığa bırakmıştır. Ruhani bir tarafı artık kalmamıştır. Bu yoga pratiğinizde size yardımcı olmaz.

Diğeri abhava vairagya’dır. Bir şeye sahip olamadığımız için ona karşı istek duymayız. Everest dağının tepesinde örneğin, süt bulamayacağımız için canımız süt istemez, tamam süt içmeyeceğim deriz. Bu derin bir vazgeçmedir aslında ama ulaşılamadığı durumda ortaya çıkar. Ama ona sahip olduğumuzda doğal olarak onu isteriz. Dolayısıyla bunun da ruhani bir tarafı yoktur. Bu yüzden sadece vairagya değil, abhava vairagya’dır.

Üçüncüsü prasava vairagya’dır. Bir kadın hamileyken iğrenme hisseder, sancıların ızdırabı ona korkunç hissettirir. Sancılar yüzünden hayat anlamsız görünür ve zihin hep üzüntü yaratır. Ama bu da diğer vairagya’lar gibi geçicidir. Çünkü acı geçtiğinde, eskiden acı çekmiş olduğunu anımsasa dahi artık rahatlık ve memnuniyet vardır.

Bunların hepsi de yoganın bizden istediği vairagyadan farklıdır. Burada önemli olan objenin kendisi değildir, objeye karşı geliştiriken tutumdur. Bir hırsızın veya bir cimri altına karşı açgözlüdür. Ama bir çocuk için altın bir şey ifade etmez. Çünkü onun için altın değeri taşımaz. Altın ise kendi başına altındır, ister bir çocuğun ister bir cimrinin ister bir hırsızın elinde olsun. Aynı objedir, karekteri değişmemiştir. Değeri aynıdır. Bir bebeğin altına gösterdiği tepki ile bir hırsızın veya cimrinin tepkisi farklıdır.

Objelerin doğası zihin üzerinde bir etki bırakır şüphesiz ancak her ne kadar ilgi çekici olsa da bu nesneler, yoga, nesnelerin varolan durumlarıyla içsel uyum halinde olmayı gerektirir. Yoga, dünyanın değişmesi dönüşmesi gerektiğini söylemez, bu gereksizdir. Gerekli olan varolan düzene kendi uyumunu katmaktır. Dünya tanrı tarafından düzeltilmek üzere yaratılmamıştır, tam da olması gerektiği gibi, bilgelikle yaratılmıştır. Tanrının vazifesi de dünyayı düzeltmek değildir. Tanrının yarattığı şeyi herhangi bir insanın veya insan grubunun düzeltebileceği düşünmek de beyhudedir. Tanrının bilgeliğini kabul etmek demek, yarattığı her şeyin belirli bir düzeni olduğunu ve bu düzenin doğru olduğunu kabul etmek demektir.

Yoga, kozmik düzene uyum sağlamak için bireysel dönüşümü amaçlar. Kozmik düzen değişmez. Tanrının yarattığı şey değişmez, insanların yarattığı şeylerin değişmesi gerekir.

“Yeterli” duyusu geliştirilmelidir. Bir şeye sahip olmadığımız için değil, bir şeyi elde edemediğimiz için değil, dışarıdan bir tehdit oluştuğu için değil, sadece o şeye ihtiyaç duymadığımız için, yeteri kadar şeyimiz olduğu için.

Eski bir Vedanta tekstinde şöyle geçer; Dünyaya hakim olan bir imparatorun herhangi bir arzusu yoktur. Çünkü arzulayacak bir şey yoktur onun için, isteyebileceği her şeye sahiptir. Dünya ayakları altındadır. Başka ne arzulayabilir ki?  Zaten dünyaya hükmetmektedir. Peki ya bütün dünya onun ise, bir bilgeye ne kalır? Bir bilgenin de herhangi bir arzusu yoktur. Ama onun sebebi başkadır. Bilge de imparator da her şeye sahiptir. Önemli olan sizin hangi açıdan baktığınızdır, bilge mi imparator mu?

Çeviri: Aslı İba Duran

 

 

 

 

 

Ayurvedik Yoga Terapist Eğitmenlik Eğitimi

Ayurvedik Yoga Terapist Eğitmenlik Eğitimi 1 modülünü tamamladık.

Karşıyaka Muharrem Candaş Spor Salonu

Karuna Yoga olarak her salı 09:00 -10:00 da Muharrem Candaş Spor salonundayız. Asuman Sarıgöl hocamızın ücretsiz yoga derslerine tüm İzmir halkı davetlidir.

Kavi İle Masaj Terapi- Modül 1(Sırt Masajı)

KAVİ İLE MASAJ TERAPİ – 1. Modül, Sırt Masajı
Tarih: 9-10 Aralık 2017
Saatler: 10:00 – 18:00
Yer: İzmir Karuna Yoga
Rezervasyon ve fiyat bilgisi için 0545 5318775

Toplam 3 modülden oluşan Kavi ile Masaj Terapi eğitiminin ilk modülü olan Sırt Masajı, uygulama ve bol pratik ağırlıklıdır.

Masaj terapisti Kavi, katılımcılara bedene farkındalık ile yaklaşmanın yollarını ,bedendeki blokajların ve ağrıya sebep olan tetik noktaları (fibrozit, kulunç vb.) nasıl tespit edileceğini ve yıllardır kişiler üzerinde uyguladığı güvendiği masaj tekniklerinin uygulama yöntemlerini öğretecek.
Katılımcılar 2 gün sürecek toplam 14 saat olan bu Masaj Terapi eğitimi ile kendilerine ve başkalarına farkındalıkla, güvenli bir şekilde dokunarak ağrıyı dindirmenin, bedeni rahatlatmanın yollarını öğrenecek, Shiatsu, Marma Point, Triger Point, Deep tissue, Myofascial masaj ve enerjetik çalışmalar gibi etkili masaj tekniklerine giriş yaparak sırt kasları, insan anatomisi, kasların çalışma sistemi ve psikolojisinin bedene yansıması hakkında bilgi sahibi olacaklar.

1. Modül, Sırt masajı konusunda deneyimli ya da deneyimsiz herkesin katılımına açıktır. Basarı ile tamamlayanlara katılım belgesi verilecektir.
Masaj Terapi eğitiminde derinleşmek isteyenler, 2. ve ardından 3. modüllere devam edebilirler.

Kavi Hakkında;
Tetik Nokta, Derin Bağ Dokusu, Klasik Masaj, Medikal Masaj, Thai Masaj, Shiatsu, Refleksoloji, Taş Terapi ve Ofis Masajı eğitimleri alan Kavi, bütün öğrendiği teknikleri entegre ederek kendine has bir Masaj Terapi yöntemi uygulamaktadır.Hayatına meditasyon pratiğini katması ile kazandığı farkındalık ve hassasiyeti masaj seanslarına katan Kavi her seansı, kişi için derin ve rahatlatıcı bir deneyime dönüştürmektedir. Masaj seanslarında kişiler özel olarak değerlendirilmekte, o kişinin sağlığı, yaşam biçimi ve duygusal durumu dikkate alınarak masaj seansı oluşturulmaktadır. Sadece fiziksel değil aynı zamanda enerjisel bir terapi olan bu masaj seansı ile dengelenen dolaşım ve sinir sistemi sayesinde iyileşme süreci hızlanabilir, kasların esnekliği ve eklemlerin hareket kabiliyeti artabilir, duruş bozukluklarından kaynaklanan ağrılarda azalma , hastalıklara karşı vücut direncinde artış, stresten arınma, derin bir dinlenme hali hissedilir.

Katıldığı Eğitimler:
• 520 saatlik Milli Eğitim Bakanlığı onaylı Sertifika Programı – Prof.Dr.Ahmet Hamdi Turgut Türkiye Masaj Enstitüsü – 120 saat Anatomi, Klasik Masaj ( Alman Hoffa Tekniği), Derin Doku masajı (Deep Thisu), Tıbbi Masaj, Spor Masajı, Reflexoloji, Shiatsu, Thai Masajı, Aroma Terapi, Taş Terapi ve Ofis Masajı Eğitimleri
• Alman terapist ve eğitmen Tatjana Rottenberg ile Tetik Nokta (Triger Point) Masaj Eğitimi
• Yrd. Doç. Dr. Soner Özsu ile Anatomi, ,Kinesyoloji, Streching, Fasya, Tensegriti, Scar Doku Tedavisi ve Tetik noktalarının yansıyan ağrıları konularında çalışmalar
• İranlı terapist Naggisa ile Kranio Sakral Terapi – İçindeki Şifacıyı Uyandırma Eğitimi
• Dr.Upledger Institute International Sertifikalı Kranio Sakral Terapi Eğitimi
• Hindistan Anjali,School of Ayurveda & Panchakarma Ayurveda Study Center’da Panchakarma, Shirodhara, Abhyanga. Marma Points of Ayurveda Eğitimleri
• Devrim Akkaya ile Reiki
www.izmirkarunayoga.com

29 Ekim Cumhuriyet Bayarımımız Kutlu Olsun

“Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz”

27 Ekim 1923‘te Vekiller Heyeti’nin istifası TBMM’de okunduktan sonra, yeni bir vekiller heyeti kurma yolunda çalışmalar başladı. Muhalefetin yeni hükûmet kurma çabasında bir sonuç alınamadı. 28 Ekim’de Çankaya Köşkü’ndeki akşam yemeğinde İsmet Paşa, Fethi Bey, Kazım Paşa, Kemalettin Sami Paşa, Halit Paşa, Rize mebusu Fuat ve Afyon mebusu Ruşen Eşref Bey’i misafir olarak ağırlayan Mustafa Kemal Paşa, kabine bunalımından çıkma yolu üzerine görüştü ve misafirlerine “Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” dedi. Yemekten sonra Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa birlikte kanun tasarısını hazırladı.

29-ekim-cumhuriyet-bayrami-cumhuriyet-nasil-ilan-edildi-1

 

Halk Fırkası Grubu toplantısı ve Cumhuriyet’in ilanı

Mecliste 29 Ekim 1923 sabahı toplanan Halk Fırkası Grubu kabine değişikliği için görüşmelere başladı. Görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın meselenin halli için görevlendirilmesine karar verildi. Çözüm için bir saat izin isteyen Mustafa Kemal, bir saat sonra kürsüye çıkarak yönetim biçiminin Cumhuriyet olması halinde hükûmet bunalımlarının yaşanmayacağının, bunun için rejimin Cumhuriyet olarak tescil edilmesi ve yönetim biçiminin buna göre düzenlenmesi gerektiğini ifade etti ve anayasa değişikliği teklifini sundu. Fırka toplantısında yapılan konuşmaların ardından teklifin önce bütünü, sonra ayrı ayrı maddeleri okunarak kabul edildi.

“29 Ekim 1923 tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun” ile 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu’nun altı maddesinde (ilk hali) (1, 2, 4, 10, 11 ve 12. maddeler) değişiklik yapılmış; birinci maddesi şu şekilde değiştirilmiştir:

“Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir”. (tam metni)

Meclis toplantısı

Halk Fırkası Grubunun toplantısından hemen sonra meclis toplantısı açıldı. Meclis başka konularla meşgul okurken, teklif edilen kanun tasarısı Kanun-ı Esasî Encümeni tarafından usulen incelenip tutanağı hazırlandı. Kanun, birçok konuşmacının “Yaşasın Cumhuriyet!” sesleriyle alkışlanan konuşmalarıyla kabul edildi. Ardından cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. 158 üyenin oybirliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal cumhurbaşkanı seçildi.

29 ekim cumhuriyet bayramı izmir

 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olarak kabul edilmesi

29 Ekim 1923’te TBMM, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)’nda yaptığı değişiklikle, devletin yönetim biçimini cumhuriyet olarak ilan etmiştir. Aynı gece bu ilan, atılan 101 pare top ile kutlanmıştır. 1924 yılında ise cumhuriyetin ilanı şenliklerle kutlanmıştır.

2 Şubat 1925’te, Hariciye Vekaleti’nce (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim’in bayram olması önerilmiştir. Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelenmiş ve 18 Nisan’da karara bağlanmıştır. 19 Nisan’da ise teklif TBMM tarafından kabul edilmiştir. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, 1925’ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde bayram olarak kutlanmaya başlamıştır.